Anlatacak Bir Şey Bulmak

Anlatacağımız şeyin ilgi çekmeyeceğini düşündüğümüzden çoğu zaman konuşmuyor, yazmıyor, çizmiyoruz. Bir dinleyenin olmayacağına dair kesin kanının nereden geldiğini bilmiyorum ve fakat bu yüzden az konuşan çok güzel anlatıcılar, az yazan çok iyi yazarlar ve hele hele yaptıklarının seyrine doyulmayan çok hoş çizerler tanıyorum. Benim canımı sıkan onların bu nefis ürünlerini duyamıyor, okuyamıyor, göremiyor olmak. Canım genelde sıkkın olmadığı için böyle şeylere sıkmakta bir sakınca görmüyorum. Yine böyle canımı evire çevire sıktığım günlerin birinde sevgili Serhat Selışık bir etkinliğin fotoğraflarını çekmek isteyip istemeyeceğimi sordu. Soruya doğru yaptığım planjon epey yerinde ve isabetliydi. Yalnız akabinde “Gelirim yahu! Neden gelmiyeyim?! Valla geliim mi?! Ehe! Süpermiş” şeklinde yaptığım degaj tam taca çıkıyordu ki, “yahu işte önemli değil, bi pano yapacağız” diyerek sakinleştirdi beni. Günü geldiğinde mumkun olduğunca sakin olmaya çalışarak performansın sergileceği yere gittim elime makineyi alıp. Yer Kıbrıs. ODTÜ Kuzey Kıbrıs Kampüsü. Bir pano yapılacak. Gençlerin anlatacağı bir hikaye var. İzleyiciyi çok düşünmüyorlar. Nasıl olsa birileri çıkıp izleyecek. Hikaye içecek kutularından bir pano yapmak. Yaparken yorulmak. Yorulurken eğlenmek. Eğlenirken çay içmek. Çay içerken… Yani anlatacakları vardı ben de iki poz alıverdim. Green Campus Workshop:

İçecek kutularını toplayarak başlamışlar. Renklerine göre ayırıp ezmişler herbirini.

Bir pano hazırlatmışlar marangoza. Okuldaki bir duvara monte etmişler.

Kutular panoya hazırlanırken, birer birer kesilirken yetiştim.

Zahmetli işti açıkçası. Biri yoruldu, öbürü devam etti kutu kesmeye.

Hikayelerini anlatmak için üşüştüler panonun başına.

Tek tek çaktılar kutuları.

Mesajın her parçasını kutularlala döşediler.

4 saate yakın bir çalışmanın sonucunda ben verilen mesajı aldım. Ellerine sağlık.

Be Sociable, Share!

Bu yazı yoruma kapatılmış.