Gel 6.500KM Yürüyelim

The Way Back isimli filmi seyrettim. Film, bir ceza kampından kaçan 8 kişinin kaçış hikayesini anlatıyor. Dönem, Stalin’in Sovyetleri (1940′lar). Kamp, tutuklular taş taşıyıp çalışırken terlemesin diye Sibirya’da. Kaçış yolu uzun, özgürlük için Ruslar’dan kaçmak lazım ve fakat Ruslar Moğolistan dahil her yerdeler. Moğolistan’ı geçsen Çinliler [...]

 
Bodrum'dan Portreler

Aralık ortasında soğuk İstanbul gecesinde içim ısıtan yer Bodrum’dur sevgili dostlar. Lacivert denizde bir trandil içerisinde geçirlen gün, verandası küçük yuvarlak çakıl taşları ile döşenmiş bir bodrum evinde bir kaç akşam, şirin Garaguy’da yenilen Bodrum yemekleri, hamakta dingileyip okunan bir kitap, hatırlanan bir iki şiir [...]

 
Kaynak Suları İçtim Yine de İyileşemedim

  Yanı başımda bir piknik tüpü patlasa ancak bu kadar kırmızı ve sıcak olurdum sanırım. Sevgili dostlar, yanıma güneş kremi almadan ve hatta hastalığıma aldırmadan yürüyüşe çıktım. Sabah 5′te başladığım yürüyüş tam 12 saat sonra akşam üzeri 5′te bitti. Herhangi bir inşaat ustasını aratmayacak kadar [...]

Mar 222010
 
Mazoşizme Giriş

Sevgili Hüseyin abimiz, nam-ı diğer “Şişman”, nam-ı öteki “Halay Başı” bir şey söylediğinde kesinlikle dikkate almak gerekiyor. – Yoldan şaşmayın. – Köyde bizi ziyafet bekliyor. – Hava 15 derece ve açık olacak. – İç, iç kaynak suyu. bunlardan bazıları. Arada da bana “bu yürüyüşte kar [...]

Mar 102010
 
Yeşil Belpınar

Hemen sadede geleceğim. Mart ayı, güşenli bulutsuz bir gün, ıslak yeşil çimenler, koyu yeşil çam ağaçları ve ağaçların dallarında bir gece önce yağmış karlar… Toprak tüm kış içinde biriktirdiklerini dışarı salıyor. Çiçekler, börtü böcek, kaynak suları fışkırıyor ve en sonunda toprak ruhunu açığa çıkartırmış gibi [...]

 
Sansarak'a Yürüyüş

Aynı anda bir çok şeyi yapmaya çalıştığınız oldu mu? Bir dakika, bu biraz saçma bir soru oldu gibi. Tabi ki olmuştur. “Masamın başında işimi yapayım”, “telefonlara da cevap vermek lazım”, “al işte sevgilim de aradı, ona laf yetiştireyim”, “kredi kartı borcu ne oldu yahu!”, “Neee! [...]

 
Yaprak Ciğer Neden Evde Kızartılmaz?

“Edirne’ye Giriş”i Ekim’de Sevgili Çağlayan ile yapmıştık. “İleri Seviye Edirne” ise Aralık’ta Sevgili kayınçom Serdar’a kısmet oldu. Kayınço mu dedim! Evli barklı bir Türk erkeği olma yolunda hızla ilerliyorum sanırım. Yakında “elti”, “görümce”, “baldız”, “oooh! baldan datlı!” gibi şeyler de söylersem şaşırmayın. Neyse, hazır “kayınço” [...]

Oct 192009
 
Edirne'ye Giriş

Kimi şehirler bazı duyguları anlatmak için bire birdir. Onlarca söz söylemeden, açıklamaya çalışmadan sadece o şehirin ismini söylersiniz. Bulunduğunuz durumu hissettiklerinizi bir kelime anlatmaya yeter. Sıkılmışlığı, monotonluğu, kurallardan bezmişliği anlatmak için kimi zaman sadece “Ankara” demenin yeterli olduğu gibi. Ben ise tanımladığı duygularım da dahil [...]