<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Berkan Özden</title>
	<atom:link href="http://berkanozden.com/blog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://berkanozden.com/blog</link>
	<description>etkileşim tasarımı, iş geliştirme, fotoğraf, yemek ve gezi notları</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2012 20:12:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Gel 6.500KM Yürüyelim</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Jan 2012 20:06:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkanozden.com/blog/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[The Way Back isimli filmi seyrettim. Film, bir ceza kampından kaçan 8 kişinin kaçış hikayesini anlatıyor. Dönem, Stalin&#8217;in Sovyetleri (1940&#8242;lar). Kamp, tutuklular taş taşıyıp çalışırken terlemesin diye Sibirya&#8217;da. Kaçış yolu uzun, özgürlük için Ruslar&#8217;dan kaçmak lazım ve fakat Ruslar Moğolistan dahil her yerdeler. Moğolistan&#8217;ı geçsen Çinliler de o dönemde pek tekin değiller. Bu yüzden kaçış yolu <a href='http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.imdb.com/title/tt1023114/" target="_blank">The Way Back</a> isimli filmi seyrettim. Film, bir ceza kampından kaçan 8 kişinin kaçış hikayesini anlatıyor. Dönem, Stalin&#8217;in Sovyetleri (1940&#8242;lar). Kamp, tutuklular taş taşıyıp çalışırken terlemesin diye Sibirya&#8217;da.</p>
<div id="attachment_588" class="wp-caption aligncenter" style="width: 389px"><a href="http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim/the-way-back" rel="attachment wp-att-588"><img class="size-full wp-image-588" title="The Way Back" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/the-way-back.gif" alt="The Way Back" width="379" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">The Way Back</p></div>
<p>Kaçış yolu uzun, özgürlük için Ruslar&#8217;dan kaçmak lazım ve fakat Ruslar Moğolistan dahil her yerdeler. Moğolistan&#8217;ı geçsen Çinliler de o dönemde pek tekin değiller. Bu yüzden kaçış yolu uzun. Sibirya&#8217;dan Moğolistan&#8217;a oradan Tibet&#8217;e ve sonunda Hindistan&#8217;a ulaşmak lazım. Sibirya&#8217;dan başlayıp, Gobi Çölü&#8217;nü geçtikten sonra Himalaya&#8217;ları aşmak, 6.500KM yol yürümek lazım. İşte film bu yolu kateden ve birbirini daha önce hiç tanımayan 8 kişinin kaçış hikayesini, bu 6.000KM&#8217;yi yürüyüşlerini anlatıyor. Güzel anlatıyor ve şuna benzer bir tadı akılda bırakıp bitiyor:</p>
<blockquote><p>Seni öldürebilecek bir yola çıkmana sebep amacın oldu mu lan senin?</p></blockquote>
<div id="attachment_589" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim/screen-shot-2012-01-21-at-21-56-05" rel="attachment wp-att-589"><img class="size-full wp-image-589" title="The Way Back Path" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2012/01/Screen-shot-2012-01-21-at-21.56.05.png" alt="Yürünen 6.000KM" width="563" height="389" /></a><p class="wp-caption-text">Yürünen 6.500KM</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/gel-6500-yuruyelim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnsan-Bilgisayar Etkileşimi</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/insan-bilgisayar-etkilesimi</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/insan-bilgisayar-etkilesimi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 13:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünceler, fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileşim tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[ergonomi]]></category>
		<category><![CDATA[ergonomy]]></category>
		<category><![CDATA[etkileşim tasarımı]]></category>
		<category><![CDATA[human-computer interaction design]]></category>
		<category><![CDATA[insan bilgisayar etkileşimi]]></category>
		<category><![CDATA[interaction design]]></category>
		<category><![CDATA[kullanılabilirlik]]></category>
		<category><![CDATA[kullanışlı]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkanozden.com/blog/?p=352</guid>
		<description><![CDATA[İnsan ile bilgisayarın etkileşiminden bahsedeceğim bu yazının benim için anlamı büyük. İlk bilgisayar görmemin, gördüğüm her şeyi ellediğim bir yaşta olduğum için aynı zamanda ilk bilgisayar ellememin üzerinden tam 25 yıl geçmiş. Ben de hepiniz gibi sonu 0 ve 5 ile biten sayıları seviyorum. Açıkçası 17 ve 36’ya karşı da karmaşık duygular beslediğimi söylemeliyim. 11’den <a href='http://berkanozden.com/blog/insan-bilgisayar-etkilesimi'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan ile bilgisayarın etkileşiminden bahsedeceğim bu yazının benim için anlamı büyük. İlk bilgisayar görmemin, gördüğüm her şeyi ellediğim bir yaşta olduğum için aynı zamanda ilk bilgisayar ellememin üzerinden tam 25 yıl geçmiş. Ben de hepiniz gibi sonu 0 ve 5 ile biten sayıları seviyorum. Açıkçası 17 ve 36’ya karşı da karmaşık duygular beslediğimi söylemeliyim. 11’den ise hiç hazzetmedim. Öte yandan biraz düşündüğümde benim sayılara karşı olan yakınlığımın konuyla çok alakalı olmadığını da fark ediyorum. Ve fakat bilgisayarlarla birlikteliğimin 25. yıl dönümünde onlarla nasıl etkileştiğimizden ve bu etkileşimi nasıl geliştirebileceğimizden bahsetmek beni mutlu ediyor.</p>
<div id="attachment_364" class="wp-caption alignright" style="width: 325px"><a href="http://berkanozden.com/blog/insan-bilgisayar-etkilesimi/contents" rel="attachment wp-att-364"><img class=" wp-image-364 " title="Contents" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2011/12/Contents-350x237.png" alt="Tanımlamaya çalışacağımız terimler" width="315" height="213" /></a><p class="wp-caption-text">Tanımlamaya çalışacağımız terimler</p></div>
<p>Mutluluğumu pekiştirmek istediğimden, bu yazıda teknolojiden ve teknolojiyi geliştirirken ne gibi sorumluluklar taşıdığımızdan da bahsedeceğim. Sonra, son zamanlarda sıkça duymaya başladığınız, etkileşim tasarımı, insan-bilgisayar etkileşim tasarımı, ergonomi, kullanıcı deneyimi (user experience) gibi bazı terimleri açıklayacağım. Bu terimleri belki siz son zamanlarda duymuş olabilirsiniz ama maalesef hepsi yıllardır varlar ve şimdi duymanız ya sizin konuya epey alakasız olduğunuzu ya da gerçekten teknolojik gelişmelerden bihaber olduğunuzu gösteriyor. Ama şimdi bunlar üzerine hayıflanıp efkarlanmayalım çünkü sizler de başka konularda bilgi sahibisinizdir mutlaka. Mesela, şeyi çok iyi biliyorsunuz değil mi? Hmm&#8230; Eee&#8230; Şeyi&#8230; (öhöm, bildiğiniz bir konu varsa bir kağıda yazıp bana ulaştırır mısınız?)</p>
<p>Hakikaten, bilmiyoruz veya duymadık diye dert etmeyelim, nasıl olsa ben anlatacağım ve her zamanki gibi lafı uzatıp, tanımlamalar yaptıktan sonra, insan-bilgisayar etkileşimi hakkında giriş seviyesinde bazı bilgiler de vereceğim. Ki, bu da okuyacak epey şeyiniz olacak demek.</p>
<p>25 yıl önce önüme bir bilgisayar koyduklarında görünürde sadece bir klavye ve bir televizyon vardı (renksiz). 2011 yılındayız ve önümde yine bir klavye ve bir televizyon var (renkli). İkinci bakışımda, ki ilk bakışta görülmüyor, iki bilgisayar arasında ufak tefek farklılıklar tespit ediyorum. Öncekinin televizyonu daha kalın, klavyesinin tuşları daha yüksek iken, şimdikinin televizyonu incecik, klavyeye monte ve klavyenin tuşları daha alçak. Klavyenin önünde de dikdörtgen şeklinde düz bir yüzey var ve ek olarak klavyenin sağında solunda, muhtemelen bazı şeyleri bilgisayar ile çiftleştirmeye yarayan delikler var. Belki gözünüzde canlandırabilmişsinizdir. İlk gördüğüm bilgisayar bir Sinclair’di ve ITT marka televizyonu vardı. Şimdi ise önümde bir MacBook Pro kucak bilgisayarı var.</p>
<p>Herhangi bir anda çevremize baktığımızda günlük hayatta etkileşime girdiğimiz birçok şey görürüz. Örneğin ben şu an bir bıçak, yarım bir ayva (yarısını yedim), bir iPhone, üç kitap, bir beyaz perde, klima ve benzeri şeyler görüyorum. Bunların hepsini saymaya kalktığımızda fark edebileceğimiz gibi gün içerisinde 100’den fazla nesne ile etkileşime giriyoruz. Çoğumuz, çocukluktan gelen veya sonradan kazanılmış alışkanlıklar sonucunda bu şeylerle nasıl etkileşime girdiğimizi fark etmiyoruz. O kadar kanıksadık ki, bu şeylerin zamanlarında birer teknoloji ürünleri olduklarının da farkında değiliz. İlk kullanılmaya başlandıklarında bu şeyler de günümüzdeki tablet bilgisayarlar veya insansız hava araçları kadar teknoloji ürünüydüler. İlk kullanılmaya başlandıklarında, birçok kişi önce ne olduklarını anlamamış, sonra kullanmayı öğrenmiş ve sonra da gündelik hayatlarının birer parçası haline getirmişlerdi. Yani anlayacağınız teknolojinin kullanımı hangi aşamalardan geçiyorsa bu şeyler de aynı aşamalardan geçtiler.</p>
<p>Teknoloji kullanımda üç aşamadan(Moggridge, 2006) geçerek hayatımızın bir kenarına çörekleniyor ya da miadını doldurup eskiyip gidiyor. Bu aşamalardan ilki ateşli taraftar aşaması. Bu aşamada kullanıcı ateşli taraftarı olduğu teknolojiyi, kolay kullanılıp kullanılmadığına ya da nasıl kullanıldığına aldırmadan kullanmaya isteklidir.</p>
<p>İkinci aşama, profesyonel aşaması. Bu aşamada kullanıcı teknolojiyi profesyonel ihtiyaçlarını karşılaması için kullanır. Bu kullanıcılar, teknolojiyi kendileri satın almamışlardır. Muhtemelen çalıştıkları şirketin başka bir bölümü tarafından alınmıştır. Alıcı kullanım kolaylığından ziyade, satış sonrası desteğe, ürünün fiyatına ve performans özelliklerine odaklanmış olabilir.</p>
<p>İlk aşamayı geçen teknoloji son aşama olan tüketici aşamasına gelir. Bu aşamada kullanıcı, teknolojiden çok, onun kendisi için ne yapabileceği ile ilgilenir. Öğrenmek için zaman harcamayı ve bu sırada aptal gibi görünmeyi istemez. Bu aşamada, teknolojinin kullanımı zorsa onu almaz.</p>
<p>Her şey birer teknoloji ürünüyse ve bizler de (üzerinize alınabilirsiniz, hepimiz öyle ya da böyle birşeyler tasarlıyoruz) bir ürüne şekil veriyorsak ve daha da ileri gidip insanlarla bu şeyler arasındaki etkileşimi tasarlamak gibi bir cesaret gösteriyorsak, işin doğası gereği bazı sorumlulukları da üstleniyoruz demektir. Hepimiz, Teknoloji ve ondan elde ettiğimiz şeylerin, kullanılabilir, evrensel ve kullanışlı olmaları gerektiğinin sorumluluğunu taşıyoruz. Burada konu ettiğim şey elbette sanat yapıtları değil. Onlarla ilgili olarak herhangi bir sorumluluğumuz yok. O yüzden rica edeceğim özellikle fotoğraf çekerken herhangi bir sorumluluk taşıdığınızı düşünüp her çocuk, yaşlı ve kedi gördüğünüzde fotoğrafını çekip bizlere göndermeyin.</p>
<blockquote><p>Usable<br />
Available or suitable to be used for particular purpose. (Macmillian Dictionary, 2011)<br />
Late 14c., from O.Fr. usable (erarly 14c.), from user. Not a common word before c.1840. (Online Ethymology Dictionary)</p></blockquote>
<blockquote><p>Universal<br />
Involving or affecting everyone in the world.<br />
Suitable for a lot of different situations, sizes or uses<br />
Late 14c., from O.Fr. universel (12c.), from L. universalis &#8220;of or belonging to all,&#8221; from universus &#8220;all together, whole, entire”</p></blockquote>
<blockquote><p>Useful<br />
Helpful for doing or achieving something.</p></blockquote>
<p>Bir sanat yapıtı üretirken özgürüz ve fakat bir şeyi tasarlarken bazı kaygılar ve sorumluluklar taşırız. Teknoloji geliştirirken veya birşey tasarlarken <span style="text-decoration: underline;">kullanılabilir</span> bir şey ortaya çıkarmalıyız. Ortaya çıkan, bir veya birkaç amaç için kullanıcısı tarafından kullanılmaya uygun olmalı. Örneğin bir tencereyi bir yerlerinden tutabilmeliyim. Ya da tutmanın bir yolu gösterilmeli. Sonra, <span style="text-decoration: underline;">evrensel</span> olmalı geliştirdiğimiz ya da tasarladığımız. Bu kimi zaman ütopik veya imkansız gibi görünebilir. Bu noktada konu ettiğimiz evrenin; ortaya çıkardığımız şeyin hedef kitlesinin tamamı olduğunu düşünmekte yarar var. Belki sadece görme özürlüler için birşey, örneğin alfabe, ortaya çıkarmış olabiliriz. Son olarak ise, <span style="text-decoration: underline;">kullanışlı</span> olmalı. Anlayacağınız, birşeyi yapmamıza veya birşeye ulaşmamıza yardımcı olmayan şeye teknoloji ürünü demek de oldukça zor. “Şey” kelimesini kullandığım bu bölüme son vermeden söylemek istediğim şey (Allah razı olsun bu kelimeyi bulandan.); bu üç sorumluluğun, aslında sadece etkileşim tasarımı veya insan-bilgisayar etkileşimi tasarımı değil, tüm tasarım ve mühendislik işlerimizin yol göstericileri olduğu. Kullanıcılarına kullanmaktan keyif verecek ve onların hayatlarının birer parçası haline gelecek teknolojileri geliştirmemizi sağlayacak rehberler bunlar.</p>
<p>Buraya kadar, tasarlayacağımız şeyin ne olduğunu, yaşam döngüsü içerisinde hangi aşamalardan geçtiğini ve bu şeyi şekillendirmeye çalışırken ne gibi sorumluluklar taşıdığımızı anlattım. İsterseniz şimdi salona geçelim ve etkileşim, insan, tasarım, bilgisayar ve arayüz gibi konularda yapılan ve son zamanlarda sıkça duymaya başladığımız terimleri görelim (Bir kahve içmenin tam zamanı olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim).</p>
<p>Alanda sıkça ergonomi (ergonomics/human factors), insan-bilgisayar etkileşimi (human-computer interaction), görsel arayüz tasarımı (visual interface design), kullanıcı deneyimi (user experience), etkileşim tasarımı (interface design), grafik kullanıcı arayüzü (graphical user interface), bilgi sistemleri (information systems) gibi terimleri duyuyoruz. Aşağıdaki tabloda bu terimlerden dördünün birlikte görüyorsunuz:</p>
<table class="hci-table" width="680px" cellspacing="0" cellpadding="0">
<colgroup>
<col width="85" />
<col width="189" />
<col span="3" width="137" /> </colgroup>
<tbody>
<tr>
<td width="85" height="49"></td>
<td width="185"><strong>Ergonomics / Human Factors</strong></td>
<td width="137"><strong>Human-Computer Interaction</strong></td>
<td width="137"><strong>Visual Interface Design</strong></td>
<td width="137"><strong>User Experience</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="85" height="187"><strong>Where and When and Who</strong></td>
<td width="185">The word ergonomics was created in 1857 by Wojciech Jastrzebowski. The Polish biologist wrote a philosophical narrative about the science of nature and included the word and concepts. (Jastrzebowski 1857)</td>
<td width="137">Ron Baecker’s openning chapters of 1987 and 1995 editions of Readings in Human –Computer Interaction (Grudin 2008)</td>
<td width="137">Alto Personal Computer which  was developed by Xerox PARC in 1973 was the first computer  to demonstrate graphical user interface (GUI) (Kolko, 2007)</td>
<td width="137">Don Norman’s self selected title of User Experience Architect at Apple Computer, Inc. in 1993. He was a leader in the HCI community (Kolko, 2007)</td>
</tr>
<tr>
<td width="85" height="93"><strong>About</strong></td>
<td width="185">Equipment and devices</td>
<td width="137">Computers and computer related things.</td>
<td width="137">Graphical user interface</td>
<td width="137">HCI at the early. Then every product and service, even buildings</td>
</tr>
<tr>
<td width="85" height="87"><strong>Involved</strong></td>
<td width="185">Health and productivity</td>
<td width="137">Creation of a dialogue. Nature of human factors in computing.</td>
<td width="137">Aesthetic</td>
<td width="137">A person’s perception and responses. Quality of experience.</td>
</tr>
<tr>
<td width="85" height="32"><strong>Maturity</strong></td>
<td width="185">Scientific discipline</td>
<td width="137">Field, domain</td>
<td width="137">Profession</td>
<td width="137">Still Developing</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tablo bize fikir veriyor. Bununla birlikte bu terimleri bir de iletişim bakış açısı ile değerlendirelim. İletişim dediğimizde, bir mesaj, bir mesaj veren, bir mesajı alan ve bir de kanalımız olması gerekiyor. Öyleyse:</p>
<p>İnsan-bilgisayar etkileşimi, insandan bilgisayara ve bilgisayardan insana giden mesajın, bu mesajı göndermek için kullanılan kanalın insan doğasına uygunluğuna ve aynı zamanda bu etkileşim sürecinin verimli olmasına odaklanıyor. Görsel arayüz tasarımı, insan ve bilgisayar arasındaki etkileşim sırasında kullanılan kanallardan birinin zamana ve kültüre bağlı olarak göze güzel görünmesi için çalışıyor. Kullanıcı deneyimi, kurulan etkleşimin insan tarafından olumlu olarak algılanması ile ilgileniyor.</p>
<p>Hakikaten bir kez bu konular üzerinde birşeyler okumaya başladığımızda farkediyoruz ki, epeye terim var ve kafa karışıklığına yol açıyorlar (kafamız ise karışmaya epey meyilli). Bu nedenle, tanımlamalara uzun bir bölüm ayırdım. Buraya kadar okumuş olanlarınız varsa, açıkta bıraktığım tanımlamaları yapmak üzere onları bir akşam yemeğe götüreceğim (en fazla bir iki kişi kalmıştır diye yemek dedim ama…).</p>
<blockquote><p>Interaction design is the creation of a dialog between a person and a product, service or system. (Kolko, 2007)</p></blockquote>
<blockquote><p>Visual Interface Design commonly refers to the aestethics elements that make a particular interface “feel” a certain way. This includes the fonts, the colors, and the other subjective elements of the graphical user interface. (Kolko, 2007)</p></blockquote>
<p>Adet olduğu üzere tanımlamalardan sonra ana konumuz olan insan-bilgisayar etkileşiminin tarihçe kısmına girmemi bekleyenler olabilir. Yazı epey uzamaya başladığı için, haliyle bu beklentiyi boşa çıkartacak ve insan-bilgisayar etkileşiminin tarihçesi ile ilgili sadece bir kaynak vermekle yetineceğim. Microsoft Corporation, USA’dan (ön yargı iyi değildir, Microsoft’ta da bilgili insanlar var) Jonathan Grudin tarafından yazılmış olna A Moving Target: The Evolution of HCI kitap bölümünü, insan-bilgisayar etkleşiminin tarihçesi için tavsiye ediyorum. Kitap: The Human Interaction Handbook. 2nd Edition. 2008.</p>
<blockquote><p>Grudin, insan-bilgisayar etkileşiminin gelişimini 4 aşamada değerlendirmiş:</p>
<p>1965-1980: HCI Before Personal Computing</p>
<p>1980-1985: Discretionary Use Comes Into Focus</p>
<p>1985-1995: Graphical User Interfaces Succeed</p>
<p>1995-2005: The Internet Era Arrives</p></blockquote>
<blockquote><p>2005 yılından sonraki dönemi de ben ekleyeyim:</p>
<p>2005-2012: Sosyal Medya Patladı ve Artık Parmaklarımız da İşin İçerisinde</p></blockquote>
<p>İnsan-bilgisayar etkileşimi tasarımı ile ilgili söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Bu yazının devamında, etkleşim tasarımının gelişiminden, insanın ve bilgisayarın bu etkileşim içerisindeki yerini ve tasarım yaparken hangi işleri yapmamız gerektiğini paylaşacağım (heyecana mahal yok, valla billa yazacağım&#8230;).</p>
<p>Referanslar:</p>
<div>
<ul>
<li>Fitts, P. M. (1964). Perceptual-motor skills learning. In A. W. Melton (Ed.), Categories of human learning (pp. 243–285). New York: Academic Press.</li>
<li>Grudin, J. (2008). A Moving Target: The Evolution of HCI. The Human Coputer Interaction Handbook. Lawrence Erlbaum Associates. 2nd Edition. 2008</li>
<li>Jastrzebowski, W. (1857). Rys ergonomji czyli nauki o pracy, opartej na prawdach poczerpniętych z Nauki Przyrody (The Outline of Ergonomics, i.e. Science of Work, Based on the Truths Taken from the Natural Science)</li>
<li>Kolko, J., (2007), Thought on Interaction Design. Brown Bear, 2007. pp.11</li>
<li>Marteniuk, R. G. (1976). Information processing in motor skills. New York: Holt, Rinehart and Winston.</li>
<li>Mayhew, j. D. (1999). The Usability Engineering Lifecycle. Morgan Kaufmann. 1999</li>
<li>Moggridge B., (2006), Designing Interactions, The Mit Press, 2006</li>
<li>Stelmach, G. E. (1982). Information-processing framework for understanding human motor behavior. In J. A. S. Kelso (Ed.), Human Motor Behavior: An Introduction (pp. 63–91). Hillsdale, NJ: Lawrence Erlbaum.</li>
<li>Welford, A. T. (1968). Fundamentals of skill. London: Methuen.</li>
<li>Welsh, N.T., Weeks, D.J., Chua, R. &amp; Goodman, D. (2008). Perceptual-Motor Interaction: Some Implications for HCI. The Human Coputer Interaction Handbook. Lawrence Erlbaum Associates. 2nd Edition. 2008</li>
</ul>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/insan-bilgisayar-etkilesimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bodrum&#8217;dan Portreler</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2010 20:17:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf (Işık, gölge, vs..)]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[ayşe]]></category>
		<category><![CDATA[bodrum]]></category>
		<category><![CDATA[doğuş]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[garaguy]]></category>
		<category><![CDATA[inci]]></category>
		<category><![CDATA[nezir'in evi]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[saner]]></category>
		<category><![CDATA[taşev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkanozden.com/?p=331</guid>
		<description><![CDATA[Aralık ortasında soğuk İstanbul gecesinde içim ısıtan yer Bodrum&#8217;dur sevgili dostlar. Lacivert denizde bir trandil içerisinde geçirlen gün, verandası küçük yuvarlak çakıl taşları ile döşenmiş bir bodrum evinde bir kaç akşam, şirin Garaguy&#8217;da yenilen Bodrum yemekleri, hamakta dingileyip okunan bir kitap, hatırlanan bir iki şiir ve hepsinden güzeli cici insanlarla içilen iki duble rakı; yıllardır <a href='http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aralık ortasında soğuk İstanbul gecesinde içim ısıtan yer Bodrum&#8217;dur sevgili dostlar. Lacivert denizde bir trandil içerisinde geçirlen gün, verandası küçük yuvarlak çakıl taşları ile döşenmiş bir bodrum evinde bir kaç akşam, şirin Garaguy&#8217;da yenilen Bodrum yemekleri, hamakta dingileyip okunan bir kitap, hatırlanan bir iki şiir ve hepsinden güzeli cici insanlarla içilen iki duble rakı; yıllardır gitmediğim Bodrum&#8217;un güzel mi güzel bir yüzünü gösterdi bana. Ben de Eylül ayından çalınan bu 3-4 güne vefasızlık etmeyip Bodrum&#8217;dan bir kaç yüzü sergileyeyim dedim.</p>
<p>Yüz demişken ve yeri gelmişken Bodrum taifesi sayesinde tanıştığım ve portre çekimlerini çok sevdiğim bir Türk fotoğrafçısının adını da anayım: Pıner Gediközer. <a href="http://www.pinargedikozer.com/">Burası</a> web sitesi, <a href="http://www.facebook.com/album.php?id=617775521&amp;aid=20655" target="_blank">burası</a> da Facebook sayfası. Tanışın lütfen kendisi ile.</p>
<p>Portre fotoğrafı çekmek çok kolay bir iş değil. O yüzü taşıyanı, tüm yaşadıklarını bir karede anlatmak çok zor. Bu yüzden fotoğrafını çektiğim insanlara, kendilerini dürüstçe sergiledikleri için buradan teşekkür ederim.</p>
<div id="attachment_489" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-005-563x375px" rel="attachment wp-att-489"><img class="size-full wp-image-489" title="100908-11-Bodrum-005-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-005-563x375px.jpg" alt="Nezir'in verandası" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Nezir&#39;in verandası</p></div>
<div id="attachment_490" class="wp-caption aligncenter" style="width: 386px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/a%c2%9eimdi-sa%c2%b6yleyecea%c2%9fim" rel="attachment wp-att-490"><img class="size-full wp-image-490" title="Şimdi söyleyeceğim" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-015-563x375px.jpg" alt="Şimdi söyleyeceğim" width="376" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Şimdi söyleyeceğim</p></div>
<div id="attachment_491" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-021-563x375px" rel="attachment wp-att-491"><img class="size-full wp-image-491" title="100908-11-Bodrum-021-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-021-563x375px.jpg" alt="Bodrum, sünger, dalgıç ve vurgun" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Bodrum, sünger, dalgıç ve vurgun</p></div>
<div id="attachment_492" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-027-563x375px" rel="attachment wp-att-492"><img class="size-full wp-image-492" title="100908-11-Bodrum-027-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-027-563x375px.jpg" alt="Bodrum ve gece" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Bodrum ve gece</p></div>
<div id="attachment_493" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-068-563x375px" rel="attachment wp-att-493"><img class="size-full wp-image-493" title="100908-11-Bodrum-068-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-068-563x375px.jpg" alt="Taşev'in İnci'si" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Taşev&#39;in İnci&#39;si</p></div>
<div id="attachment_494" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-064-563x375px" rel="attachment wp-att-494"><img class="size-full wp-image-494" title="100908-11-Bodrum-064-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-064-563x375px.jpg" alt="Doğuş kulakların çınlasın" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Doğuş kulakların çınlasın</p></div>
<div id="attachment_495" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-066-563x375px" rel="attachment wp-att-495"><img class="size-full wp-image-495" title="100908-11-Bodrum-066-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-066-563x375px.jpg" alt="ve bir önceki fotoğrafı çeken Saner Gülsöken" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">ve bir önceki fotoğrafı çeken Saner Gülsöken</p></div>
<div id="attachment_496" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-173-563x375px" rel="attachment wp-att-496"><img class="size-full wp-image-496" title="100908-11-Bodrum-173-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-173-563x375px.jpg" alt="Bodrum yemeklerinin yeri Garaguy'un aşçılarından Ayşe. Bana yaptırdığın turşu olmuştur umarım =)" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Bodrum yemeklerinin yeri Garaguy&#39;un aşçılarından Ayşe. Bana yaptırdığın turşu olmuştur umarım =)</p></div>
<div id="attachment_497" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/100908-11-bodrum-177-563x375px" rel="attachment wp-att-497"><img class="size-full wp-image-497" title="100908-11-Bodrum-177-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/12/100908-11-Bodrum-177-563x375px.jpg" alt="Bodrum'dan güle güle" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Bodrum&#39;dan güle güle</p></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/bodrumdan-portreler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaynak Suları İçtim Yine de İyileşemedim</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 09 May 2010 19:47:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[100mm]]></category>
		<category><![CDATA[50mm]]></category>
		<category><![CDATA[ayakizleri]]></category>
		<category><![CDATA[hiking]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[sultan pınar]]></category>
		<category><![CDATA[sülüklü göl]]></category>
		<category><![CDATA[trekking]]></category>
		<category><![CDATA[yeşil]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=177</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Yanı başımda bir piknik tüpü patlasa ancak bu kadar kırmızı ve sıcak olurdum sanırım. Sevgili dostlar, yanıma güneş kremi almadan ve hatta hastalığıma aldırmadan yürüyüşe çıktım. Sabah 5&#8242;te başladığım yürüyüş tam 12 saat sonra akşam üzeri 5&#8242;te bitti. Herhangi bir inşaat ustasını aratmayacak kadar yandım ve hala öksürüyorum (kaynak suyu boğaza, reflüye iyi gelir <a href='http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Yanı başımda bir piknik tüpü patlasa ancak bu kadar kırmızı ve sıcak olurdum sanırım. Sevgili dostlar, yanıma güneş kremi almadan ve hatta hastalığıma aldırmadan yürüyüşe çıktım. Sabah 5&#8242;te başladığım yürüyüş tam 12 saat sonra akşam üzeri 5&#8242;te bitti. Herhangi bir inşaat ustasını aratmayacak kadar yandım ve hala öksürüyorum (kaynak suyu boğaza, reflüye iyi gelir diyen yalan söyler haberiniz olsun). Yine de burada hastalık ve yorgunluk tiradı yapmayacağım bilesiniz. Aksine elimdeki bir kaç fotoğrafı paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Yürümeye Sakarya&#8217;dan başladık, Bolu&#8217;da bitirdik. 4 zannediyordum ama 5 yayla geçtik. Biri yapay iki göl gördük. Çiçeklerin, börtü böceğin ve ağaçların tamamen patladığı bu dönemde manyak manzaralarla karşılaştım. Benim gibi bir renk körünün bile farkedeceği güzellikle yeşilin 37 değişik tonunu gördüm (bilemedim&#8230; 41 de olabilr). Susuzluktan dilimin damağıma yapıştığı anlarda ise öyle ya da böyle bir kaynak ile karşılaştım.</p>
<p>Kaynakların kimi bir musluk takılıp çeşme haline getirilmiş, kimi de tahtadan bir olukla çıktığı yerden biraz ileriye taşınarak doğal halinde bırakılmıştı. Bunlardan ilki ile kahvaltı yerimiz olan ve kaynağa da adını veren Sultanpınar&#8217;da karşılaştım</p>
<p>Pınarın adı rivayete göre buradan su içmiş olan bir sultandan geliyormuş. Rivayet yalan olsa da bundan sonra adı yine Sultanpınar olarak anılabilir. Malum kişilerin padişah olarak isimlendirildiği bir memlekette benden haydi haydi sultan olur. E ben de bu sudan kana kana içtim:</p>
<div id="attachment_473" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-034-563x375px" rel="attachment wp-att-473"><img class="size-full wp-image-473" title="100508-Sultanpinari-034-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-034-563x375px.jpg" alt="Suyun topraktan çıktığı yere tahtadan iki kanal koyulmuş. Biz içebilelim diye." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Suyun topraktan çıktığı yere tahtadan iki kanal koyulmuş. Biz içebilelim diye.</p></div>
<p>Daha önce hiç kaynak görmemiş, onun suyundan içmemiş olanlar için söylüyorum. Suyun doğal hali; telefon açarak çağırdığınız mavi tulumlu insanların taşıdığı plastik bidonlar değil. Yer altı sularının toplanması, onların bir punduna getirip yer yüzüne çıkması, onun çıktığı yere dudakları yapıştırıp içmesi gibi şeyler var. Ha o sudan içmiş olanlar ise neden böyle dalga geçtiğimi anlamışlardır bile.</p>
<p>Nihayetinde satın aldığımız şişelerin içerisindeki sular da kaynak suyu. O şişeler de bir şekilde dolduruluyor:</p>
<div id="attachment_474" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-079-563x375px" rel="attachment wp-att-474"><img class="size-full wp-image-474" title="100508-Sultanpinari-079-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-079-563x375px.jpg" alt="Elle doldurma işlemi bu. Bir de bunu yapan makineler var." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Elle doldurma işlemi bu. Bir de bunu yapan makineler var.</p></div>
<p>Yaşadığınız şehirde su satın alıp içerken o suyun başka bir yöreden geldiğini, İstanbul&#8217;daysanız eğer, marmara bölgesindeki tüm içilebilir su havzalarını sömürdüğümüzü ve yavaş yavaş tükettiğimizi unutmayın. Sularımızı kirletmemek için de en azından bireysel olarak elinizden geleni yapın. Fotoğrafları paylaşacağım dedim ama su konusuna giriverdim. Çok uzatmayayım, daha fazlası için <a href="http://www.worldwatercouncil.org/index.php?id=25">buraya</a> ya da <a href="http://www.thrall.org/special/water.html">buraya</a> bakın lütfen.</p>
<p>Hava sıcak ve yol uzun olunca her gördüğümüz kaynakta durduk. Bahardan mıdır bilmem hepimizin üzerinde fazladan bir yorgunluk vardı. Molalar vererek ve etrafımızı seyrederek yürüdük. Bu mevsimde doğa tüm tazeliğini, çıtırlığını gözler önüne sermişti. Ben ise süper bir üşengeç olarak geniş açı objektif olmadan sadece bir 100mm ve 50mm objektif ile yola çıkmıştım (buradan sevenlerime duyururum, eli ayağı düzgün görüntü alabilen geniş açı bir objektife ihtiyacım var.). Hal böyle olunca bir çok görüntüyü hafızama kaydettim. Size de bu aşağıdakiler kaldı:</p>
<div id="attachment_475" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-007-563x375px" rel="attachment wp-att-475"><img class="size-full wp-image-475" title="100508-Sultanpinari-007-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-007-563x375px.jpg" alt="Başaldığımızda güneş henüz doğmamış ama ışıkları gelmeye başlamıştı." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Başaldığımızda güneş henüz doğmamış ama ışıkları gelmeye başlamıştı.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_477" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-035-563x375px" rel="attachment wp-att-477"><img class="size-full wp-image-477" title="100508-Sultanpinari-035-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-035-563x375px.jpg" alt="Kahvaltı yapacağımız yere ulaştığımızda ise sis hala kalkmamıştı." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Kahvaltı yapacağımız yere ulaştığımızda ise sis hala kalkmamıştı.</p></div>
<div id="attachment_478" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-092-563x375px" rel="attachment wp-att-478"><img class="size-full wp-image-478" title="100508-Sultanpinari-092-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-092-563x375px.jpg" alt="Biz yüz yıllık kayın ağaçları arasından yürümeye başladık..." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Biz yüz yıllık kayın ağaçları arasından yürümeye başladık...</p></div>
<div id="attachment_479" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-123-563x375px" rel="attachment wp-att-479"><img class="size-full wp-image-479" title="100508-Sultanpinari-123-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-123-563x375px.jpg" alt="Ve renkler de yerli yerine oturmaya..." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Ve renkler de yerli yerine oturmaya...</p></div>
<div id="attachment_480" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/100508-sultanpinari-106-563x375px" rel="attachment wp-att-480"><img class="size-full wp-image-480" title="100508-Sultanpinari-106-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/05/100508-Sultanpinari-106-563x375px.jpg" alt="Son durak Sülüklü Göl'e ulaştığımızda ise her şey tamamdı. Evet, daha sonra bu fotoğrafın çekildiği yerden göle indik. Bu son inişle 12 saati bitirmiştik. Ben de bitmiştim. Ama ne olrsa olsun değimişti." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Son durak Sülüklü Göl&#39;e ulaştığımızda ise her şey tamamdı. Evet, daha sonra bu fotoğrafın çekildiği yerden göle indik. Bu son inişle 12 saati bitirmiştik. Ben de bitmiştim. Ama ne olrsa olsun değimişti.</p></div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-20205292-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);</p>
<p>  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://ssl' : 'http://www') + '.google-analytics.com/ga.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/kaynaksulari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mazoşizme Giriş</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 04:50:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[ayakizleri]]></category>
		<category><![CDATA[çamur]]></category>
		<category><![CDATA[hiking]]></category>
		<category><![CDATA[kanlıçay]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[trekking]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili Hüseyin abimiz, nam-ı diğer &#8220;Şişman&#8221;, nam-ı öteki &#8220;Halay Başı&#8221; bir şey söylediğinde kesinlikle dikkate almak gerekiyor. - Yoldan şaşmayın. - Köyde bizi ziyafet bekliyor. - Hava 15 derece ve açık olacak. - İç, iç kaynak suyu. bunlardan bazıları. Arada da bana &#8220;bu yürüyüşte kar olacak.&#8221; dediği ve -lodos sağolsun- çuvalladığı da(!) oldu ama - <a href='http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Hüseyin abimiz, nam-ı diğer &#8220;Şişman&#8221;, nam-ı öteki &#8220;Halay Başı&#8221; bir şey söylediğinde kesinlikle dikkate almak gerekiyor.<br />
- Yoldan şaşmayın.<br />
- Köyde bizi ziyafet bekliyor.<br />
- Hava 15 derece ve açık olacak.<br />
- İç, iç kaynak suyu.<br />
bunlardan bazıları.</p>
<p>Arada da bana &#8220;bu yürüyüşte kar olacak.&#8221; dediği ve -lodos sağolsun- çuvalladığı da(!) oldu ama<br />
- Ayaklarının altı kaşınanları Kanlıçay&#8217;a bekliyorum.<br />
son bombasıydı.</p>
<p>Her nasılsa bir tek bunu çok ciddiye almamış ve rahat çıkmıştım yola. Gelin görün ki sevgili dostlar kazın ayağı hiç öyle olmadı. Hatta kazın ayağı çamurdan dışarı çıkmadı.</p>
<p>En özet hali ile, jungle içinde yarım saat boyunca 4 ayak tırmandık, 2,5 saat diz boyu çamur içerisinde güreştik (heyecanlanmayın giyinikken o kadar da seksi olmuyor) ve 2 saat ayağımızı kardan çıkarmadık derken böylece aralıksız 5 saat tırmandık. 1300-1400&#8242;lerden ise saldık aşağıya ve yuvarlana yuvarlana indik&#8230; Benim için günün ganimeti ise mazoşizme giriş oldu. Eve adım atıp iki parmak votkayı yuvarladığımda son haftaların en mutlu insanı bendim. Evet. Var olduğumu hissettim. Vardım. Hiç ağrımayacağını düşündüğüm bir bedenim vardı ve ağrıyordu. Öyle de olsa ruhumu koyacak bir yer bulmuştum.</p>
<p>Özetle böyleydi. Geniş hali ile de şöyleydi:</p>
<div id="attachment_451" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0478-563x375px" rel="attachment wp-att-451"><img class="size-full wp-image-451" title="IMG_0478-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0478-563x375px.jpg" alt="Bastığımız yerde 10sn'den fazla durduğumuzda dizimize kadar çamura batabiliyorduk." width="563" height="372" /></a><p class="wp-caption-text">Bastığımız yerde 10sn&#39;den fazla durduğumuzda dizimize kadar çamura batabiliyorduk.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_452" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0521-563x375px" rel="attachment wp-att-452"><img class="size-full wp-image-452" title="IMG_0521-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0521-563x375px.jpg" alt="Ve kayın ağaçları arasında çıkılacak karlı bir yamaç bekliyordu bizi." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Ve kayın ağaçları arasında çıkılacak karlı bir yamaç bekliyordu bizi.</p></div>
<p>Zor bir yürüyüştü. Ama yüzlerimizde başka bir şeyler var değil mi?</p>
<div id="attachment_453" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0598-563x375px" rel="attachment wp-att-453"><img class="size-full wp-image-453" title="IMG_0598-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0598-563x375px.jpg" alt="Bulamayacağım sanırım ama bu gülüşü değiştirecek zorlu bir yol arıyorum." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Bulamayacağım sanırım ama bu gülüşü değiştirecek zorlu bir yol arıyorum.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_455" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0563-563x375px" rel="attachment wp-att-455"><img class="size-full wp-image-455" title="IMG_0563-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0563-563x375px.jpg" alt="Ya da bunu." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Ya da bunu.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_456" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0438-563x375px" rel="attachment wp-att-456"><img class="size-full wp-image-456" title="IMG_0438-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0438-563x375px.jpg" alt="Ben başka bir yolda mı yürüdüm yoksa??" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Ben başka bir yolda mı yürüdüm yoksa??</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_457" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0454-563x375px" rel="attachment wp-att-457"><img class="size-full wp-image-457" title="IMG_0454-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0454-563x375px.jpg" alt="Halbuki Vietnam'ı bile andık arada." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Halbuki Vietnam&#39;ı bile andık arada.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_458" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0453-563x375px" rel="attachment wp-att-458"><img class="size-full wp-image-458" title="IMG_0453-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0453-563x375px.jpg" alt="Çaba gösterdik." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Çaba gösterdik.</p></div>
<div id="attachment_459" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0470-563x375px" rel="attachment wp-att-459"><img class="size-full wp-image-459" title="IMG_0470-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0470-563x375px.jpg" alt="Ve tamam. Yorulduk." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Ve tamam. Yorulduk.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_460" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0560-563x375px" rel="attachment wp-att-460"><img class="size-full wp-image-460" title="IMG_0560-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0560-563x375px.jpg" alt="Dinlenmek için değişik yollar denedik." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Dinlenmek için değişik yollar denedik.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_461" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0577-563x375px" rel="attachment wp-att-461"><img class="size-full wp-image-461" title="IMG_0577-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0577-563x375px.jpg" alt="Serttik yine de." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Serttik yine de.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_462" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0594-563x375px" rel="attachment wp-att-462"><img class="size-full wp-image-462" title="IMG_0594-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0594-563x375px.jpg" alt="Yol gösterdik. Her zamanki gibi alçak gönüllülükle." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Yol gösterdik. Her zamanki gibi alçak gönüllülükle.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_463" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0582-563x375px" rel="attachment wp-att-463"><img class="size-full wp-image-463" title="IMG_0582-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0582-563x375px.jpg" alt="Söz dinleyecek değiliz. Farklı bir yolu da denedik." width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Söz dinleyecek değiliz. Farklı bir yolu da denedik.</p></div>
<div id="attachment_466" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0599-563x375px" rel="attachment wp-att-466"><img class="size-full wp-image-466" title="IMG_0599-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0599-563x375px.jpg" alt="Yerli arkadaşlar edindik." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Yerli arkadaşlar edindik.</p></div>
<div id="attachment_467" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0522-563x375px" rel="attachment wp-att-467"><img class="size-full wp-image-467" title="IMG_0522-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0522-563x375px.jpg" alt="Kimisi ile karşılaşmadık ama var oldukların ve bizi izliyor olacabileceklerini bildik." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Kimisi ile karşılaşmadık ama var oldukların ve bizi izliyor olacabileceklerini bildik. (Ayı mı? Evet.)</p></div>
<p>Yine de kazanılacak çok şey var, bir bacağı şehrin dışında tutmakla&#8230;</p>
<div id="attachment_468" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/img_0549-563x375px" rel="attachment wp-att-468"><img class="size-full wp-image-468" title="IMG_0549-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/IMG_0549-563x375px.jpg" alt="Bilmem anlatabiliyor muyum?!" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Bilmem anlatabiliyor muyum?!</p></div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[</p>
<p>  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-20205292-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);</p>
<p>  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://ssl' : 'http://www') + '.google-analytics.com/ga.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();</p>
<p>// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/mazosizme-giris/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeşil Belpınar</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 10 Mar 2010 05:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fotoğraf (Işık, gölge, vs..)]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[ayakizleri]]></category>
		<category><![CDATA[belpınar]]></category>
		<category><![CDATA[çayır]]></category>
		<category><![CDATA[hiking]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[kartopu]]></category>
		<category><![CDATA[sarma]]></category>
		<category><![CDATA[tilt]]></category>
		<category><![CDATA[trekking]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=115</guid>
		<description><![CDATA[Hemen sadede geleceğim. Mart ayı, güşenli bulutsuz bir gün, ıslak yeşil çimenler, koyu yeşil çam ağaçları ve ağaçların dallarında bir gece önce yağmış karlar&#8230; Toprak tüm kış içinde biriktirdiklerini dışarı salıyor. Çiçekler, börtü böcek, kaynak suları fışkırıyor ve en sonunda toprak ruhunu açığa çıkartırmış gibi buharlaşıyor, kurulanıyor. Yeşil bir yürüyüşten geride kalanları araya çok fazla <a href='http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hemen sadede geleceğim.</p>
<p>Mart ayı, güşenli bulutsuz bir gün, ıslak yeşil çimenler, koyu yeşil çam ağaçları ve ağaçların dallarında bir gece önce yağmış karlar&#8230; Toprak tüm kış içinde biriktirdiklerini dışarı salıyor. Çiçekler, börtü böcek, kaynak suları fışkırıyor ve en sonunda toprak ruhunu açığa çıkartırmış gibi buharlaşıyor, kurulanıyor.</p>
<p>Yeşil bir yürüyüşten geride kalanları araya çok fazla söz sıkıştırmadan paylaşmak istiyorum. Son birkaç fotoğraf sürpriz. Bunlar tilt uygulanmış fotoğraflar. Buyrun başlayın:</p>
<div id="attachment_434" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-002-563x375px" rel="attachment wp-att-434"><img class="size-full wp-image-434" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-002-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-002-563x375px.jpg" alt="Her zamanki gibi hafif bir yokuşla başladık" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Her zamanki gibi hafif bir yokuşla başladık</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_435" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-069-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-435"><img class="size-full wp-image-435" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-069-tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-069-tilt-563x375px.jpg" alt="Karlı çam ağaçları arasından geçtik" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Karlı çam ağaçları arasından geçtik</p></div>
<div id="attachment_436" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-033-563x375px" rel="attachment wp-att-436"><img class="size-full wp-image-436" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-033-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-033-563x375px.jpg" alt="Arasıra ayaklarımızı kara da bastık." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Arasıra ayaklarımızı kara da bastık.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_437" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-038-563x375px" rel="attachment wp-att-437"><img class="size-full wp-image-437" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-038-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-038-563x375px.jpg" alt="Kimi zaman ise yürümeye ara verdik." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Kimi zaman ise yürümeye ara verdik.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_438" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-024-563x375px" rel="attachment wp-att-438"><img class="size-full wp-image-438" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-024-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-024-563x375px.jpg" alt="Sık sık da etrafımıza baktık." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Sık sık da etrafımıza baktık.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_439" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-066-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-439"><img class="size-full wp-image-439" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-066-tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-066-tilt-563x375px.jpg" alt="Biz de insanız. Yorulunca dinlendik." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Biz de insanız. Yorulunca dinlendik.</p></div>
<div id="attachment_440" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-112-563x375px" rel="attachment wp-att-440"><img class="size-full wp-image-440" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-112-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-112-563x375px.jpg" alt="Sonunda her zaman olduğu gibi ufak bir ziyafet ile günü bitirdik. (Saklamayacağım. Bu tabaktan 3 tane yedim)" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Sonunda her zaman olduğu gibi ufak bir ziyafet ile günü bitirdik. (Saklamayacağım. Bu tabaktan 3 tane yedim)</p></div>
<p>Bu kez yazmaktan çok göstermek istedim. Eh bende bu çene varken bu biraz zor oldu tabi. Uzatmadan farklı bir bakış açısı ile bitireyim:</p>
<div id="attachment_441" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-008-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-441"><img class="size-full wp-image-441" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-008-tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-008-tilt-563x375px.jpg" alt="Ne işi var bunun burada?" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Ne işi var bunun burada?</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_442" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-009-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-442"><img class="size-full wp-image-442" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-009-tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-009-tilt-563x375px.jpg" alt="Mademki çayır çimen var, yürüyeyim..." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Mademki çayır çimen var, yürüyeyim...</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_443" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-022-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-443"><img class="size-full wp-image-443" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-022-tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-022-tilt-563x375px.jpg" alt="Yürüye yürüye çayırı geçtik, caminin arkasına vardık. Bir de buradan bakalım yaylaya." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Yürüye yürüye çayırı geçtik, caminin arkasına vardık. Bir de buradan bakalım yaylaya.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_444" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-012-tilt-02-563x375px" rel="attachment wp-att-444"><img class="size-full wp-image-444" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-012-tilt-02-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-012-tilt-02-563x375px.jpg" alt="Böbürlenmeyelim. Ufacığız tefeciğiz aslında." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Böbürlenmeyelim. Ufacığız tefeciğiz aslında.</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_446" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/100307-belpinar-ayakizleri-041-tilt-563x375px" rel="attachment wp-att-446"><img class="size-full wp-image-446" title="100307-Belpinar-Ayakizleri-041-Tilt-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/100307-Belpinar-Ayakizleri-041-Tilt-563x375px.jpg" alt="Ama bir araya gelip biraz daha güçlenebiliriz. " width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Ama bir araya gelip biraz daha güçlenebiliriz.</p></div>
<p>Bir Pazar günü böyle geçti gitti sevgili dostlar. Bence iyi de oldu&#8230;</p>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
  var _gaq = _gaq || [];
  _gaq.push(['_setAccount', 'UA-20205292-1']);
  _gaq.push(['_trackPageview']);</p>
<p>  (function() {
    var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;
    ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://ssl' : 'http://www') + '.google-analytics.com/ga.js';
    var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);
  })();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/yesil-belpinar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadın Hakları Listem</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/kadin-haklari-listem</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/kadin-haklari-listem#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 05:24:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Düşünceler, fikirler]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğraf (Işık, gölge, vs..)]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[kadın fotoğrafçılar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[photography]]></category>
		<category><![CDATA[rights]]></category>
		<category><![CDATA[women]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=95</guid>
		<description><![CDATA[Kadın hakları konusunda fotoğraf çekmekti ilk niyetim ama ne yazık ki günümüzde model bulmak pek kolay değil. Biliyorum tüm arkadaşlarım fotoğraflarını çekmek istediğimde hayır demiyorlar ama tesadüfen kimsenin zamanı olmadı bu hafta. Olsun, belki ben bu konuda herhangi bir çekim yapamadım ama yine de son bir haftadır okuduğum ve gördüğüm şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Böylece <a href='http://berkanozden.com/blog/kadin-haklari-listem'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadın hakları konusunda fotoğraf çekmekti ilk niyetim ama ne yazık ki günümüzde model bulmak pek kolay değil. Biliyorum tüm arkadaşlarım fotoğraflarını çekmek istediğimde hayır demiyorlar ama tesadüfen kimsenin zamanı olmadı bu hafta. Olsun, belki ben bu konuda herhangi bir çekim yapamadım ama yine de son bir haftadır okuduğum ve gördüğüm şeyleri sizlerle paylaşmak istedim. Böylece kadın haklarından girip fotoğrafçılıktan çıkan bir yazı yazmış oldum. Bu Cumartesi akşamı, evde oturup bu yazıyı yazmaktan daha verimli değerlendirilemezdi sanırım.</p>
<div id="attachment_425" class="wp-caption aligncenter" style="width: 515px"><a href="http://berkanozden.com/blog/kadin-haklari-listem/par350736" rel="attachment wp-att-425"><img class="size-full wp-image-425 " title="PAR350736" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/03/PAR350736.jpg" alt="Copyright Cristina Garcia Rodero/Magnum Photos" width="505" height="334" /></a><p class="wp-caption-text">Copyright Cristina Garcia Rodero/Magnum Photos</p></div>
<p>Son bir hafta boyunca evde geçirdiğim zamanın bir kısmını kadın hakları konusunda yazılıp çizilenleri okumaya ayırmıştım. 8 Mart yaklaşıyorken kadınlar için en azından böyle birşey yapmış olma ihtiyacı duydum. Bunu söylerken utanıyorum ama yine de söyleyeyim; farkettiğiniz gibi &#8220;Erkek Hakları&#8221; diye bir kavram yok. Herşeyin hakkı var ama bunun yok. Sanırım ben de bu yüzden bu ihtiyacı duydum. Hazır böyle bir ihtiyaç duymuşken de hemen açtım bilgisayarımı ve uzun süredir takip ettiğim Global Issues organizasyonunun web sitesinden başladım okumaya. Organizasyonun ana sayfasına <a href="http://www.globalissues.org" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz. Girip bakmanızı tavsiye ederim. Ne de olsa sorunlarımızı öğrenmek, daha iyi bir yaşam için atacağımız ilk adım&#8230;</p>
<p>Global Issues boş durmamış ve kadın hakları ile ilgili bir bölüm ayırmış. Bu bölümde yer alan Women&#8217;s Rights isimli makale şu açıklayıcı cümle ile başlıyor:</p>
<blockquote><p>Women’s rights around the world are an important indicator of understanding global well-being. (Dünya genelinde kadın hakları, küresel esenliğimiz için önemli bir göstergedir.)</p></blockquote>
<p>Bu başlangıca ben de katılıyorum. Biliyorum esenliğimiz için tek gösterge bu değil ama bence gerçekten önemli bir gösterge. En azından esenlik ve kalkınma için ne kadar samimi olduğumuzu gösteren bir gösterge. Bu yüzden bunu &#8220;İnsan Hakları&#8221;nın bir alt kümesi olarak da görmemek lazım. Sorunları öğrendikçe bu farkediliyor. Global Issues&#8217;da böyle düşünüyor olmalı ki, makalesinde önem verdiği kadın sorunlarını listeleyip açıklamaya çalışmış. Makaleye <a href="http://www.globalissues.org/article/166/womens-rights#globalissues-org" target="_blank">buradan </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Makale, çözüm için izlenecek yolu önermektense mevcut durumu ortaya koymaya çalışmış. Ben yine de bununla yetinmeyip OneWorld.net&#8217;e de bakmak istedim. OneWorld, insan hakları ve sürdürülebilir kalkınma konularında İngiltere&#8217;deki en geniş çevrim içi kaynaklardan biri. Nüfus sorunundan, fakirliğe, torpikal ormanlardan, çevresel konularda aktivistliğe kadar bir çok konu hakkında makaleler ve haberler veriyorlar. OneWorld&#8217;ün kadın hakları ile ilgili bölümüne ise <a href="http://uk.oneworld.net/guides/gender#Women%27s_Rights" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Her iki sitede de kadın sorunların hakkında başlangıç için yeterince bilgi verilmiş. Açıkçası bunlar şimdilik bana yetti. Daha önce farketmediğim sorunları görmekle kalmadım, gazetelerin üçüncü sayfalarını veya haber sitelerini okurken kadınlarla ilgili haberlerde beni gerçekten neyin rahatsız ettiğini de farkettim. Bu kadar farketmişken de bu sorunlara çözüm bulmak için çalışanları araştırdım.</p>
<p>Kadın haklarını savunan ve sorunlara çözüm bulmaya çalışan ulusal ve uluslararası birçok organizasyon var. Evet. Yine de başlangıç için sadece iki organizasyonun adresini vermek istiyorum. Yoksa gerekmediği şekilde Google&#8217;daki tüm arama sonuçlarını bu yazıda listelemek zorunda kalacağım. Benim seçtiğim organizasyonlardan ilki, Action Aid. Kadın hakları ile ilgili çalışmalarına <a href="http://actionaidusa.org/what/womens_rights/" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz. İkincisi ise <a href="http://www.unifem.org/" target="_blank">United Nations Development Fund of Women</a>. Kadın sorunları ile ilgili yaptıkları çalışmalara göz atmanızı öneriririm. <a href="http://www.unifem.org/gender_issues/women_poverty_economics/unifem_takes_action.php" target="_blank">Buradan</a> ulaşabilirsiniz. Ufak bir Google araması yaptığınızda bunlardan fazlasını da göreceksiniz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da çalışan bir çok grup var. Ne kadar verimli çalıştıklarını ve ne kadar başarılı olduklarını tartışmak istemiyorum. Bu kadar bilgim de yok şimdilik. Ama bu gruplara destek olmak gerektiğine ve katkıda bulunmak gerektiğine inanıyorum.</p>
<p>Destek olmak, katkıda bulunmak demişken ve kadın hakları konusunda bu kadar okumuşken sonra ister istemez aklıma Türkiye&#8217;deki kadınlar ve Türkiye&#8217;de yapılan çalışmalar geldi. Belki sizin de aklınıza &#8220;Türkiye&#8217;de yaşayan kadınların bir çok problemi varken sen tutmuş global sorunlarla ilgileniyorsun.&#8221; gibi bir şey de gelmiş olabilir. Olsun, gelsin, şimdi durduk yerde Türkiye&#8217;deki kadın sorunlarına giriş yapmayacağım. Nasıl olsa bunu daha sonra da tartışabiliriz. Çünkü küresel olarak çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Bunları aynı zamanda Türkiye&#8217;de de yaşıyoruz. Yine de bu noktada şunu söyleyeyim; UNIFEM&#8217;in sitesini ziyaret ettiğimde bir şeyden çok rahatsız oldum. Belki siz de farkedeceksiniz. Organizasyonun bir amacı ve bu amaca hizmet eden çalışanları, gönünllüleri ve devletlerden bağımsız ulusal komiteleri var. Ama ne yazık ki, Türkiye&#8217;de bir ulusal komiteleri yok. Ne dersiniz? En azından uluslararası böyle bir organizasyonda yer almamız gerekmez miydi?</p>
<p>Neyse, sevgili dostlar, konuyu dağıtmayayım. Ne diyordum? Hah! Çünkü küresel olarak çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız&#8230;</p>
<p>Madem bu kadar sorunla karşı karşıyayız, ben de okuduklarımdan sonra kendimce bir liste yaptım. Beni gerçekten rahatsız eden ve çözülmesine öncelik verilmesini arzuladığım sorunları alt alta yazdım. İşte benim listem (İngilizce için kusura bakmayın, kendi görüşlerimi de Türkçe ekledim).</p>
<ul>
<li><strong>Lack of Progress</strong>: You would think that as time goes on, there would be more equality between men and women. Unfortunately, trends are moving in the other direction. En azından ilerleme kaydedilmeli değil mi? Eşitlik yolıunda %1 de olsa bir pozitif değişim olmalı. Ama ne yazık ki durum tam aksini gösteriyor. Buradan benim çıkardığım sonuç moral bozukluğu değil, ilerleme kaydetmek için yeni yöntemlerin bulunması ve uygulanması gerektiği.</li>
<li><strong>Women Work More Than Men But Are Paid Less</strong>: Women cultivate, plough, harvest more than half of all the food in the world. Ben bunu nedense çok önemsiyorum. Madem eşitlik var, aynı işe karşılık aynı kazanç elde edilmeli. Aksi düşünülmemeli bile.</li>
<li><strong>Abduction of girls</strong>: Buna söyleyecek bir şey bulamıyorum. Hiç yoksa her gün yeni bir haber var bu konuda.</li>
<li><strong>Violence</strong>: In launching his new 2008 campaign, UNite to End Violence Against Women, UN Secretary-General Ban Ki-moon observed that “at least one out of every three women is likely to be beaten, coerced into sex or otherwise abused in her lifetime.” Such high level concern about violence against women, alternatively described as gender-based violence, has emerged only in relatively recent years.</li>
<li><strong>Education and training</strong>: Extreme poverty reinforces cultural expectations that girls should work in the home and quickly marry, rather than attend school. According to the international agency, ActionAid, 40 million girls go without primary education and almost two thirds of illiterate adults are women. UNICEF reports that over 40% of girls in Africa marry before the age of 18.</li>
<li><strong>Democratic Governance</strong>: There has been significant progress in recent years: more and more women are seeking to transform politics itself, and women’s groups are focusing on efforts to increase women’s representation on the ballot to reinvigorate political accountability. Today, there are more women in government than ever before. The proportion of women parliamentarians at the national level has increased by 8 percent in the decade from 1998 to 2008, to the current global average of 18.4 percent, compared to an increase of just 1 percent in the two decades after 1975.</li>
<li><strong>Rape</strong>: Sexual violence has long been neglected both as a public health problem and a violation of multiple human rights. Rape is a threat to global security, and constitutes a crime against humanity (UN Security Council 2008). No rape free societies exist today (Wang &amp; Rowley 2008). In many settings, 20-30% of women report having experienced sexual violence at some stage in their lives (Jewkes et al 2002). Women and girls who are additionally socially marginalised due to, for example, youth, poverty, mental incapacity or participation in sex work, are most vulnerable to sexual violence (Sanday 1981). Rape impacts on the health and well-being of women in many ways and developing high quality health care services for them is very important, as is developing interventions for prevention. En basitinden şunu eklemek istiyorum: Bekaretin önemsendiği toplumlarda ve ülkelerde kadınların büyük bir çoğunluğu gerdek gecesinde kocaları tarafından tecavüze uğruyorlar. Aileden diğer kadınların da olaya dahil olarak gelinin kolunu bacağını tuttuğu vakalar var. Örnekleri çoğaltmak istemiyorum&#8230;</li>
</ul>
<p>Bu listeyi çıkarttıktan sonra kendi içinde bir sıralama yapmak bana çok zor geldi. Bunu yapmaya çalıştığımda hepsini birinci sıraya koyduğumu gördüm. Ama sanırım ilk sırada yapılması gereken biz erkekleri eğitmek. Hem de çocuk yaşlarımızdayken&#8230;</p>
<p>Belki buraya kadar yazdıklarımla bir kaçınızın dikkatini çekmeyi başarmışımdır. En başta söylediğim gibi bunu çektiğim fotoğraflarla yapmak istiyordum. Olmadı ama burada sıraladığım tüm sorunlarla ilgili sizler de bir çok fotoğraf görmüşsünüzdür zaten. &#8220;Görmedim&#8221; diyenleriniz varsa yüksek ihtimalle bu dünyada yaşamıyorlardır. Ve en azından yarın herhangi bir gazeteyi açarlarsa onlar da göreceklerdir.</p>
<p>Ben de bu yüzden buraya fotoğraf koymayayım, bunun yerine sizleri ilgimi çeken kadın fotoğrafçılarla tanıştırayım dedim. İyi mi yaptım kötü mü yaptım siz bu kadınlarla tanıştıktan sonra anlayacağım. Buyrun size küçük kadın fotoğrafçılar listesi. Yine bir öncelik sırası yok. Hepsi birbirinden güzel işler yapıyorlar. Siz de listeye ek yaparsanız menun olurum:</p>
<ul>
<li>Magnum fotoğrafçılarından <a href="http://www.oliviaarthur.com/" target="_blank">Olivia Arthur</a>.</li>
<li>The Self-Portrait Experience projesinin sahibi <a href="http://www.self-portrait.eu/home/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=5&amp;Itemid=2" target="_blank">Christina Nuñez</a>.</li>
<li>Ruby Bird Studios&#8217;un iki fotoğrafçısı <a href="http://www.rubybird.com/" target="_blank">Kelly Nicolaisen ve Rebecca Handler</a>.</li>
<li>Yine Magnum fotoğrafçılarından <a href="http://www.magnumphotos.com/Archive/C.aspx?VP3=ViewBox&amp;ALID=2K7O3R1V2L9H&amp;IT=ThumbImage01_VForm&amp;CT=Album" target="_blank">Christina Garcia Rodero</a>.</li>
<li>Değişik bir tat, değişik bir doku <a href="http://www.ashleydkelley.com/" target="_blank">Ashley D. Kelly</a>.</li>
</ul>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
   var _gaq = _gaq || [];   _gaq.push(['_setAccount', 'UA-20205292-1']);   _gaq.push(['_trackPageview']);   (function() {     var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;     ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://ssl' : 'http://www') + '.google-analytics.com/ga.js';     var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);   })();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/kadin-haklari-listem/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sansarak&#8217;a Yürüyüş</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 04:04:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[ayakizleri]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[gezi]]></category>
		<category><![CDATA[hiking]]></category>
		<category><![CDATA[köfte]]></category>
		<category><![CDATA[köy]]></category>
		<category><![CDATA[sansarak]]></category>
		<category><![CDATA[trekking]]></category>
		<category><![CDATA[yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[Aynı anda bir çok şeyi yapmaya çalıştığınız oldu mu? Bir dakika, bu biraz saçma bir soru oldu gibi. Tabi ki olmuştur. &#8220;Masamın başında işimi yapayım&#8221;, &#8220;telefonlara da cevap vermek lazım&#8221;, &#8220;al işte sevgilim de aradı, ona laf yetiştireyim&#8221;, &#8220;kredi kartı borcu ne oldu yahu!&#8221;, &#8220;Neee! toplantı mı vardı!&#8221; diyerek geçiyor günleriniz mutlaka. Ben de son <a href='http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aynı anda bir çok şeyi yapmaya çalıştığınız oldu mu? Bir dakika, bu biraz saçma bir soru oldu gibi. Tabi ki olmuştur. &#8220;Masamın başında işimi yapayım&#8221;, &#8220;telefonlara da cevap vermek lazım&#8221;, &#8220;al işte sevgilim de aradı, ona laf yetiştireyim&#8221;, &#8220;kredi kartı borcu ne oldu yahu!&#8221;, &#8220;Neee! toplantı mı vardı!&#8221; diyerek geçiyor günleriniz mutlaka. Ben de son iki yıldır aynı tempodayım. Hatta daha beterinde. İstanbul&#8217;daki işlerim yetmezmiş gibi üstüne öylesine bir London, German Ülkesi ve İstanbul üçgeni kurdum ki hayatım evlere şenlik oldu. Hatta bu üçgen bir gün gelecek Bermuda Şeytan Üçgeni&#8217;ne dönüşecek ve beni yok edecek diye düşünüyorum.</p>
<p>İşte bu harala gürelenin ortasında ruhuma ve bedenime ilaç gibi gelen bir Pazar günü geçirdim. İstanbul&#8217;dan uzakta yaklaşık 15KM yürüdüğüm gibi, fotoğraf çektim, sakince iş düşündüm ve afedersiniz mangaldan yeni tutulmuş köfte yedim.</p>
<p>Bir hafta önce almıştım haberi. İznik&#8217;e gidilecek, Gürmüzlü ve Sansarak köyleri arasında yürünecek. Üstüne üstlük kar olacak. E bunu duyunca durur muyum?! Hemen yazıldım listeye. Montumu ve kar pantolonumu giyip koyuldum yola. İznik&#8217;e yaklaştıkça benim kar ümitlerim lodos ile birlikte eridi gitti ama olsun İstanbul&#8217;dan ayrılmış ve yanıma fotoğraf makinemi almıştım ya. Bu yetti bana. Üstelik kaç seferdir yürüyorum, hepsinde geniş açı kullanmıştım. Bu sefer bir cesaret taktım 100mm makroyu makineye yanıma da karanlıklar için 50mm 1.8f&#8217;i aldım.</p>
<p>Ekip yürüyüşlerinde makro çekim yapmak pek kolay olmadığı için içimde bir tereddüt vardı. Hem istediğim gibi bir iki şey çekeyim hem ekipten kopmayayım diye düşündüm önce. Sonra hem ışık olsun hem lensi sağa sola çarpmadan yürüyeyim düşüncesi geldi. Onun da sonrasında ise; sandık başına giden seçmen gibi iki anahtarım olsun biri arabayı diğeri evin kapısını açsın, yemişim türbanı katsayıyı düşüncesi ile hareket edince başta biraz zorlandım. Neyseki imdadıma ekip lideri, halay başı Hüseyin Abi yetişti. Başlar başlamaz, &#8220;hele bir yürü de fotoğrafı da çekersin&#8221; der gibi öyle bir yokuşa vurdu ki hem ciğerlerim açıldı hem de biraz önce düşündüklerimin ne kadar saçma olduğunu farkettirdi. Herşeyi boşverip başladım yürümeye. Artık ne rast gelirse çekecektim. E öyle de oldu nitekim. Deklanşöre ilk Hüseyin Abi için bastım. Değişik bir yürüyüş tarzı var bu abimizin. Yağ gibi kayıyor ve sakin bir şekilde bütünleşiyor yol ile.</p>
<div class="mceTemp mceIEcenter">
<div id="attachment_402" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-059-563x375px" rel="attachment wp-att-402"><img class="size-full wp-image-402" title="100214-Sansarak-059-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-059-563x375px.jpg" alt="Su gibi olacaksın çekirge... Bulunduğun kabın şeklini alacaksın..." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Su gibi olacaksın çekirge... Bulunduğun kabın şeklini alacaksın...</p></div>
</div>
<p>Aslına bakarsanız, kar olmadığı için parkur da çok zorlu değildi. Hatta son yokuş haricinde neredeyse hiç güçlük çekmedim. Çoğunlukla az eğimli patikalardan ine çıka ilerledik. İnceden çamurlu yollarda kayın, çam ve köknar ağaçlarının arasında yürüdük. Keçi izlerini takip ederek ilerledik. Yer yer ise eşek kakasına basmadan adım atmaya çalıştık&#8230; Karın erimesi, lodosun etkisi derken çiçek dolmuştu ortalık. Çiğdemler, siklamenler hatta kardelen ve kel alaka bir şekilde bürüksel lahanası bile gördüm. Sonradan öğrendim, bürüksel lahanası geliri yüksek bir mahsulmüş. Gürcü köylülerimiz ekmişler bir tarlaya. Ama endişelenmeyin &#8220;hazır makroyu da takmışım çiçek çekeyim&#8221; demedim. Bunun yerine &#8220;Oooh! 100mm! Enfes!&#8221; dedim ve ara ara çektim tetiği. Canon&#8217;un en keyif aldığım lensi bu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_408" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-073-563x375px" rel="attachment wp-att-408"><img class="size-full wp-image-408" title="100214-Sansarak-073-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-073-563x375px.jpg" alt="Abdal gönül koymaz. Ağaç gelmezse o, ayağına gider..." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Abdal gönül koymaz. Ağaç gelmezse o, ayağına gider...</p></div>
<p>Sabit odak uzaklıklı lens kullanmanın büyük bir avantajı var. Bütünlük sağlıyor. Bunun geçenlerde kendi fotoğraf günlüğünde Meren de söylemişti (<a title="Meren'in Fotoğraf Günlüğü" href="http://meren.org/blog/" target="_blank">http://meren.org/blog/</a>). Ben de altına imzamı atarım.  Fotoğraf çekerken bir hikaye oluşturmak ve bütünlüğünü sağlamak özellikle yeni başlayanlar için güç oluyor. Bu konuda en büyük yardımcının sabit odak uzaklıklı lens olduğu akıldan çıkartılmamalı. Hatta alışana kadar o lens ile yatılıp kalkılmalı. Ben de yürümeye başlarken kafaya koymuştum ya akşama kadar lens değiştirmedim.</p>
<p>İlk molamızı bir mandıra evinde verdik. Kısa bir soluklanma sonrasında vurduk yola ve nehir kıyısında yıkık dökük bir değirmende asıl molamızı verdik. Şehirden yeni kaçmış biri olarak olarak önce tereddüt ettim sonra da doldurdum şişemi buz gibi kaynak suyu ile ve diktim kafama.</p>
<div id="attachment_409" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-064-563x375px" rel="attachment wp-att-409"><img class="size-full wp-image-409" title="100214-Sansarak-064-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-064-563x375px.jpg" alt="&quot;- Abi bu su içilir mi?&quot; &quot;- İçilir içilir bi şey olmaz.&quot;" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;- Abi bu su içilir mi?&quot; &quot;- İçilir içilir bi şey olmaz.&quot;</p></div>
<p>Su içmekle de kalmadık, ekmek arası peynir ve zile pekmezi sonrasında portakal ve dilerseniz sigara ile de şarj olduk.</p>
<div id="attachment_410" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/mola" rel="attachment wp-att-410"><img class="size-large wp-image-410" title="Mola" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/Mola-563x375.jpg" alt="Mola" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Mola</p></div>
<p>Molayı takip eden bir kaç saatlik yürüyüşün ardından Sansarak köyüne girdik. Köy 600 yıllık bir köy. Yarı yıkık ama nefis görünen kerpiç evler ile dolu. Ama köyün yaşına bakıp aldanmayın. Çok ama çok fakir bir köy. Hoş zengin köy bulmak çok zor artık. Malesef tarım ve hayvancılık politikalarımız canına okudu köylülerimizin. Ben de bir çiftçi torunu olarak acı duyuyorum. İçim sızlıyor ve öfkeleniyorum fakir bir köyümüzü gördüğümde.</p>
<p>Benim Konya&#8217;daki köyümün aksine Sansarak halkı geçimini hayvancılıktan sağlıyor. Koyun, keçi, tavuk derken yolunu bulmaya çalışıyor kendince. Dedim ya içim buruk yürüdüm köyde. Neyseki bizleri görmek köy halkının kısmen yüzünü güldürmüştü.</p>
<div id="attachment_411" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-075-563x375px" rel="attachment wp-att-411"><img class="size-full wp-image-411" title="100214-Sansarak-075-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-075-563x375px.jpg" alt="Şalvar böyle giyilir. Bakılacaksa böyle bakılır." width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Şalvar böyle giyilir. Bakılacaksa böyle bakılır.</p></div>
<p>Çoban köpeklerini selamlaya selamlaya köy kahvesine vardığımda ise mangal yakılmış, bir tencere&#8230; Yok yok koca bir kazan bulgur pilavı pişirilmiş ve çorba kaynatılmıştı. Hatta o pilav tüm köye yetti kanımca. Afiyet şeker olsun hepsine. Közde demlenmiş bir bardak çayı devirdikten sonra aşçı yamağı olarak oturdum mangalın başına. Nevalemiz yine boldu. Hem biz hem çocuklar hem üç kahvenin ahalisi köfteye doydu. Çok özel zamanlarda et yiyebilen bu insanlarla paylaştığım köftenin tadı hala damağımda döndüm İstanbul&#8217;a. Darısı ise sizin başınıza&#8230;</p>
<div id="attachment_412" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-082-563x375px" rel="attachment wp-att-412"><img class="size-full wp-image-412" title="100214-Sansarak-082-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-082-563x375px.jpg" alt="Derya kuzusu" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Derya kuzusu</p></div>
<div id="attachment_413" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/100214-sansarak-086-563x375px" rel="attachment wp-att-413"><img class="size-full wp-image-413" title="100214-Sansarak-086-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/02/100214-Sansarak-086-563x375px.jpg" alt="Biri arkadaşımın" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Biri arkadaşımın</p></div>
<p><script type="text/javascript">// <![CDATA[
     var _gaq = _gaq || [];   _gaq.push(['_setAccount', 'UA-20205292-1']);   _gaq.push(['_trackPageview']);   (function() {     var ga = document.createElement('script'); ga.type = 'text/javascript'; ga.async = true;     ga.src = ('https:' == document.location.protocol ? 'https://ssl' : 'http://www') + '.google-analytics.com/ga.js';     var s = document.getElementsByTagName('script')[0]; s.parentNode.insertBefore(ga, s);   })();
// ]]&gt;</script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/sansarakayuruyu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaprak Ciğer Neden Evde Kızartılmaz?</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Jan 2010 17:23:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Yemek]]></category>
		<category><![CDATA[biber]]></category>
		<category><![CDATA[cacık]]></category>
		<category><![CDATA[ciğer]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[piyaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Edirne&#8217;ye Giriş&#8221;i Ekim&#8217;de Sevgili Çağlayan ile yapmıştık. &#8220;İleri Seviye Edirne&#8221; ise Aralık&#8217;ta Sevgili kayınçom Serdar&#8217;a kısmet oldu. Kayınço mu dedim! Evli barklı bir Türk erkeği olma yolunda hızla ilerliyorum sanırım. Yakında &#8220;elti&#8221;, &#8220;görümce&#8221;, &#8220;baldız&#8221;, &#8220;oooh! baldan datlı!&#8221; gibi şeyler de söylersem şaşırmayın. Neyse, hazır &#8220;kayınço&#8221; demişken Burhan Öçal&#8217;ın Trakya All Stars ile birlikte yaptığı &#8220;Oynamaya <a href='http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Edirne&#8217;ye Giriş&#8221;i Ekim&#8217;de Sevgili Çağlayan ile yapmıştık. &#8220;İleri Seviye Edirne&#8221; ise Aralık&#8217;ta Sevgili kayınçom Serdar&#8217;a kısmet oldu. Kayınço mu dedim! Evli barklı bir Türk erkeği olma yolunda hızla ilerliyorum sanırım. Yakında &#8220;elti&#8221;, &#8220;görümce&#8221;, &#8220;baldız&#8221;, &#8220;oooh! baldan datlı!&#8221; gibi şeyler de söylersem şaşırmayın. Neyse, hazır &#8220;kayınço&#8221; demişken Burhan Öçal&#8217;ın Trakya All Stars ile birlikte yaptığı &#8220;Oynamaya Geldik&#8221; albümünden bir şarkının sözlerini de yazayım tam olsun:</p>
<p>&#8220;kayınçom açmış yine şarabını<br />
selam veriyor bana<br />
kayınçom yakmış yine mangalını<br />
selam veriyor bana</p>
<p>çok içme kayınçom bırak artık muhabbeti<br />
vereceksen ver artık hain köfteyi</p>
<p>kayınçom mangalın başında oturur<br />
kayınçom gelene gidene tutulur&#8221;</p>
<p>Kayınço böyle bir şey işte. Her ne kadar sözü edilmeye değer birisi olsa da yazının geri kalan kısmında onun yerine yaprak ciğerin neden evde hazırlanamayacağından -dolayısı ile yaprak ciğerin nasıl pişirildiğinden- ve Edirne&#8217;de yaprak ciğerin nerede yeneceğinden bahsedeceğim.</p>
<p>Varsayalım Edirne&#8217;ye gittiniz. Bu demektir ki ciğer yemeden dönmeyeceksiniz. E madem ki ciğer yiyeceksiniz bu durumda o meşhur Niyazi Usta&#8217;dan da uzak duracaksınız. Tabi yağlı ve fazla kızarmış ciğer yemek istemiyorsanız. Niyazi Usta meşhurları görmek için uygun bir yer ki, son uğradığımda Vahe Kılıçarslan ve saz arkadaşı manken kızlarımızı gördüm, ama ciğer görmek için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. O yüzden burnunuzun ucunu &#8220;Meşhur Edirne Ciğercisi Kazım ve İlhan Usta&#8221;ya çevireceksiniz. Ciğerci Kazım ve İlhan Usta&#8217;nın yolu kolay; Saraçlar Caddesi&#8217;nden Balık Pazarı&#8217;na döneceksiniz, sonra kime sorsanız gösterecek. Edirne zaten küçücük bir yer.</p>
<p>Edirne ciğeri kızartmak öyle ahım şahım takım taklavata büyük mutfaklara ihtiyaç duymuyor. Şatafatlı bir yemek de değil. Bu yüzden bildiğimiz kebapçıların, lokantaların o ağır havası yok ciğercilerde bilakis sadelik ve mütevazilik hakim ortama. Fayanas, laminant karışık yerler ve duvarlar; hakim beyaz renk; metal formika işbirliğinde hazırlanmış masa ve sandalyeler ve melamin tabaklar&#8230; Bununla birlikte herşey pırıl pırıl.</p>
<p>Yeri gelmişken araya girmemde fayda var. İyi bir yemek sunulduğu çevre ile uyumlu olmalı. Kendi sosunda saatlerce fırınlanmış, arasına havuç dilimleri, yumurta ve bilimum zerzevat sokuşturulmuş olan bir rostoyu bu tabaklarda ve böyle sakin sade bir ortamda yerseniz o rostoya haksızlık etmiş ve nihayetinde onun tadını doğru düzgün alamışsınız demektir. Aynı şey Edirne Ciğeri için de geçerli. Lambri duvarları olan, ağır avizeler altında, kristal bardaklarda Fransız Alpleri&#8217;nden gelen suyu yudumladığınız yerlerde de Edirne Ciğeri yenmez. Benim dönemimden olanlar bilirler; annelerimiz sokakta gördüğümüz ve yemek istediğimiz şeylerin temizliğinden emin olamadıkları için ve biraz da paraları olmadığı için; o canımız çeken şeyleri evde pişirmeye ve bize yedirmeye çalışırlardı. Ben kendi annesinin evde döner kebap yaptığına şahit olmuş birisi olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ama gelin görün ki Edirne Ciğeri evde de pişirilmez ve yenmez&#8230;</p>
<p>Peki ben niye bu kadar eminim? Bu Edirne Ciğeri denen yemek nasıl hazırlanır? Hatta bu meret neye benzer, nasıl servis edilir? Önce bunlara birer yanıt vereyim:</p>
<div id="attachment_382" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez/091205-06-edirne-118-small" rel="attachment wp-att-382"><img class="size-large wp-image-382" title="091205-06-Edirne-118-small" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/091205-06-Edirne-118-small-563x375.jpg" alt="Edirne Ciğeri" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Edirne Ciğeri</p></div>
<p>Edirne Ciğeri, ciğerin altına peçete serilmeden servis edilir. Eğer gittiğiniz lokantada ciğeri peçeteden bir çarşafın üzerine yatırmışlarsa hemen çıkın oradan. O ciğer tavadan yağlı çıkmış yağı da peçeteye emdiriyorlar demektir. İyi pişmiş ciğer tavadan tam damak tadına uygun yağ oranında çıkar. Çatalı batırdığınızda yağ fışkırmaz. Masada önünüze geldiğinde de açık bir rengi olur. Hatta gördüğünüzde  &#8220;bu çiğ mi?&#8221; sorusu aklınıza gelir. Ama bu sorunun üzerinde çok durmayın. Masanıza açık renkli bir ciğer geldiyse, bu, ciğerin tam kıvamında pişirildiğini ve servisin çok iyi olduğunu; garsonun hiç vakit kaybetmeden onu masanıza getirdiğini gösterir. Yağın sıcaklığı ile ciğer, 1-2 dakika içerisinde o yenilesi renge ve kıvama gelecektir. Ek olarak ciğer masaya yanlız da gelmez, yanında yardakçıları olur:</p>
<div id="attachment_383" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez/091205-06-edirne-117-small" rel="attachment wp-att-383"><img class="size-large wp-image-383" title="091205-06-Edirne-117-small" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/091205-06-Edirne-117-small-563x375.jpg" alt="Kızarmış Biber ve Piyaz" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Kızarmış Biber ve Piyaz</p></div>
<p>Bu ciğerin bir numaralı pezevengi soğandan ziyade kızarmış sivri biberdir. Sofraya konan her ciğerin yanında soğan verilmez. Özellikle Edirne Ciğeri&#8217;nin yanında. Çünkü bu ciğer bildiğimiz arnavut ciğerinden hafiftir ve soğan bunun tadını bastırır. Ama illa &#8220;soğan isterim&#8221; derseniz bu durumda piyaz söylersiniz. Hafif hafif soğanından tırtıklarsınız. Dediğim gibi, kızarmış sivri biberle yenir bu meret. Edirne biberi önce Edirne güneşinde kurutulur. Sonra kızgın yağda hızlıca kızartılır. Masaya soğuk gelir. Biber hafif acıdır ki bu acı ciğerin tadını daha da ortaya çıkartır.</p>
<div id="attachment_385" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez/091205-06-edirne-116-small" rel="attachment wp-att-385"><img class="size-large wp-image-385" title="091205-06-Edirne-116-small" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2010/01/091205-06-Edirne-116-small-563x375.jpg" alt="Cacık" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Cacık</p></div>
<p>Ciğer tamam, acı biberi de aldık yanına koyduk. Yemeye başladık. Ağzımızda ki biber ateşini nasıl söndüreceğiz? E bunun için de bir tas cacık söylersiniz. Az sulu nanesi yağı kararında bir cacık getirirler. Arada bir kaşık atarsınız tüm hararetinizi alır.</p>
<p>Bu nefis ciğerin hazırlanması, kızartılması ise oldukça sade ve basittir. &#8220;E hani evde yapamazdık!&#8221; dediğinizi duyar gibiyim. &#8220;Sade&#8221; ve &#8220;basit&#8221; dedim, &#8220;kolay&#8221; demedim ki. Ciğer çok kısa zamanda kızardığı için ve tam kararında kızartılması gerektiği için ustalık ister. Ciğeri kesen ustanın, pişiren ustanın, ocaktaki ateşin, kullanılan tavanın hatta fazla unu silkelediğiniz kalburun birbirini tanıması, işbirliği içerisinde olması gerekir. Bu ise ancak birlikte uzun zaman çalışma ile ve tekrarla olacak bir şeydir. Rosto örneğine geri dönelim: 3 saatte pişen bir rostoyu evde yapabilirsiniz. Çünkü süreç kontrol altında tutabileceğiniz kadar uzundur. Fırının kapağını açar kapatır kontrol edersiniz. Kaşık kaşık sos atarsınız üzerine. Elinizde çatal arada rostoyu dürtüklersiniz olmadı sağına soluna termometre sokar ateşini ölçersiniz&#8230; Ciğer ise öyle değildir. Neredeyse 1 dakika içerisinde kızarıverir. Süreç o kadar kısadır ki ciğeri yağa atarken bir tutam fazla atarsınız yağ soğur ciğer iyi kızarmaz ve yağ çeker. Kolay kolay kontrol edemezsiniz.  Tecrübe ile olur bu iş. Ancak dedim ya hazırlanması, kızartılması sade ve basittir.</p>
<p>Gelin burada bir nokta koyayım ve nasıl hazırlandığından da daha sonra bahsedeyim. Siz de bu arada Edirne&#8217;ye yolunuzu düşürün. Otoban kaymak gibi olmuş. İstanbul &#8211; Edirne arası araba ile 2 saatin altında sürüyor. Durduğunuz kabahat. Kaldırın kıçınızı o oturduğunuz sandalyeden, yayıldığınız kanepeden&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/yaprak-ciger-neden-evde-pisirilmez/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edirne&#8217;ye Giriş</title>
		<link>http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris</link>
		<comments>http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 03:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Berkan Özden</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gezi Notları]]></category>
		<category><![CDATA[arasta çarşısı]]></category>
		<category><![CDATA[çağlayan ışık]]></category>
		<category><![CDATA[edirne]]></category>
		<category><![CDATA[kubbe]]></category>
		<category><![CDATA[meriç nehri]]></category>
		<category><![CDATA[mimar sinan]]></category>
		<category><![CDATA[selimiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://berkan.kortobiga.com/?p=7</guid>
		<description><![CDATA[Kimi şehirler bazı duyguları anlatmak için bire birdir. Onlarca söz söylemeden, açıklamaya çalışmadan sadece o şehirin ismini söylersiniz. Bulunduğunuz durumu hissettiklerinizi bir kelime anlatmaya yeter. Sıkılmışlığı, monotonluğu, kurallardan bezmişliği anlatmak için kimi zaman sadece &#8220;Ankara&#8221; demenin yeterli olduğu gibi. Ben ise tanımladığı duygularım da dahil Edirne ile ilgili herşeyi unutmuşum. Eh unutmakta da haklıyım. Neredeyse <a href='http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris'>[...]</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kimi şehirler bazı duyguları anlatmak için bire birdir. Onlarca söz söylemeden, açıklamaya çalışmadan sadece o şehirin ismini söylersiniz. Bulunduğunuz durumu hissettiklerinizi bir kelime anlatmaya yeter. Sıkılmışlığı, monotonluğu, kurallardan bezmişliği anlatmak için kimi zaman sadece &#8220;Ankara&#8221; demenin yeterli olduğu gibi. Ben ise tanımladığı duygularım da dahil Edirne ile ilgili herşeyi unutmuşum. Eh unutmakta da haklıyım. Neredeyse 25 yıl olmuş son gördüğümden bu yana. Aklımda Selimiye&#8217;den, Mimar Sinan&#8217;dan ve Kırkpınar&#8217;dan başka bir şey kalmamış. Meşhur ciğeri ise o zamanda bile tatmamışım. Hele hele 10 yaşındayken rakı içmek aklıma bile gelmemiş Meriç kenarında&#8230;</p>
<p>Tam zamanı diyerek ve hazır Edirne&#8217;ye doğru yol alan bir araba da bulmuşken apar topar düştüm yola. Küçük bir araba içerisinde toplam 4,5 kişi otoban marifeti ile hızla ulaştık Edirne&#8217;ye. Hani &#8220;Selimiye her yerinden görünür&#8221; derler ya, yalan. Önce kazulet gibi dikilmiş bir tıp fakültesi karşılıyor Edirne&#8217;ye gelenleri. Hatırlarım ben çocukken Selimiye karşılardı. Hele aylardan Ekim&#8217;se fakültenin üstüne bir de yağmur ekleniyor. Neyseki çamur yok Edirne&#8217;de. Çamur zaten bir tek İstanbul&#8217;da var ne hikmetse. Sevgili müteahitlerimizin kulakları çınlasın&#8230;</p>
<p>Kömür ve egzos kokuları arasında Edirne&#8217;nin göbeğinde buluveriyorsunuz kendinizi beş dakika içerisinde. Hiç yıldızsız otelinize yerleşmek ilk amaç. Edirne&#8217;de otellerde yıldız yok. Yıldız ancak nehir kenarlarında, Tunca dibinde görülüyor bu şehirde. Yine de kızamıyorum. En mülayim otelciler bu şehirdedir büyük olasılıkla. Biz de bir şekilde atıyoruz kapağı otele ve sonrasında sokağa. Hava nerdeyse kararıyor. Rakı öncesi gidilecek ilk en uygun yer Arasta Çarşısı sonra da Selimiye. Üstelik yağmur geldiğimizden beri yağıyor.</p>
<div id="attachment_375" class="wp-caption aligncenter" style="width: 385px"><a href="http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris/091017-18-edirne-005-563x375px" rel="attachment wp-att-375"><img class="size-full wp-image-375" title="091017-18-Edirne-005-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/091017-18-Edirne-005-563x375px.jpg" alt="Arasta Çarşısı" width="375" height="563" /></a><p class="wp-caption-text">Arasta Çarşısı</p></div>
<p>Çarşı düz upuzun bir yapı. İçinde sağlı sollu havlucular, sabun satıcıları, çorapçılar ve markasız muhtelif dükkanlar var. Günün bazı zamanlarında elinde enstruman Türk sanat müziğinden kimi besteleri yorumlayan müzisyenler boy gösteriyor. Biz son gün rastlayabildik bir tanesine. Elindeki tamburun sesi yankılanıyordu çarşıda.</p>
<p>Çarşıdan çıkarken bir kaç kuru baklavayı ve lokumu mideye yuvarlayıverdik. Malum, Selimiye&#8217;ye yokuş çıkacağız 200m. de olsa. Enerji toplamak lazım. Çarşıdan çıktığımızda hava kararmış. Camiye doğru yollanıyoruz ve avlusuna dalıyoruz.</p>
<p>Selimiye hakkında ise &#8220;muhteşem&#8221; kelimesinden başka bir şey söyleyeni elde odun kovalamak lazım.</p>
<p>Bu caminin hep minareleri anlatılır. Üç şerefeye üç farklı merdivenden çıkılıyor diye&#8230; Bana göre Selimiye&#8217;yi Selimiye yapan ise kubbesi.</p>
<div id="attachment_376" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris/091017-18-edirne-022-563x375px" rel="attachment wp-att-376"><img class="size-full wp-image-376" title="091017-18-Edirne-022-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/091017-18-Edirne-022-563x375px.jpg" alt="Minareler" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Minareler</p></div>
<p>&nbsp;</p>
<div id="attachment_377" class="wp-caption aligncenter" style="width: 573px"><a href="http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris/091017-18-edirne-010-563x375px" rel="attachment wp-att-377"><img class="size-full wp-image-377" title="091017-18-Edirne-010-563x375px" src="http://berkanozden.com/blog/wp-content/uploads/2009/10/091017-18-Edirne-010-563x375px.jpg" alt="Kubbe" width="563" height="375" /></a><p class="wp-caption-text">Kubbe</p></div>
<p>Benzerlerini görmedim değil. Çeşitli şehirlerde ve ülkelerde gördüm. Ama bu kadar etkiliyecisini görmedim.</p>
<p>Yağmur biraz azalır derken o hiç oralı olmadan yağmaya devam etti Çağlayan (Işık) ile ben bu fotoğrafları çekerken. Daha fazla dayanamayıp biraz da damağımız kuruduğu için hemen bir taksi aracılığı ile kendimizi Meriç kıyısına attık. Hanedan restoran. Yakın çevrede en iyi bonfileyi yiyeceğiniz yer. Mezeler leziz, hizmet olabildiğince içten ve rakı buzdolabından çıkma. Öyle dallandırma budaklandırma da yok. &#8220;Abi bi yeni rakı bi de Tekirdağ var&#8221; havası hakim.</p>
<p>Edirne insanı genel olarak sürekli etrafınızda olmasını isteyeceğiniz insan tipi. Hayatı çok da ciddiye alıyormuş gibi görünmeyen, kavgaya ve dalaşmaya çok yakın olmayan ve kendince en az Karadenizliler kadar mizah öğesi barındıran insanlar. Örneğin bizi Meriç&#8217;e götüren taksici çocuk. &#8220;Abi rakı içecekseniz en iyi yer Lalezar&#8217;dır.&#8221; diyerek epeyce bir yol katetti sonra bir restoranın önüne getirdi ve aracı durdurup &#8220;Abi Lalezar satılmıştı. Kapanmıştır orası. Siz burada inin.&#8221; diyerek bizi araçtan indirdi. &#8220;Lalezar neresi orayı da görseydik&#8221; dediğimizde ise &#8220;Biraz daha ilerde.&#8221; deyip döndü gitti. Ertesi günü farkettik ki, Lalezar da hemen yandaki restoranmış. Karanlıkta farketmemişiz. Gerçekten de kapalıymış. Gel gör ki, tavsiye ettiği restoranın kapalı olduğunu son anda farkeden, daha ileriye gitmeyi reddedip, müşteriyi neredeyse zorla araçtan indiren ve restoranın yerini yanlış tarif eden çok az taksici vardır herhalde. Biz tam taksici fikrine alışmıştık ki üstüne garson geldi. Menüyü işaret edip &#8220;Bu salata nedir?&#8221; diye sorduğum soruya &#8220;Abi o bulgurlu bi şey. Soğuk salata. Buzlu servis ediliyor. Sulu bi şey tavsiye etmem. Yemeyin siz ondan&#8221; deyiverince biz de kendimizi rakıya verdik inceden tebessüm edip. Güzel insanlar arasındayız. Allahı var. Garson da hem içtendi hem de iyi servis veriyordu.</p>
<p>Son golümüzü ise yakın gelecekte favori mutfak bıçağım olacak bıçağı aldığım bıçakçıdan yedik. İki tane mühendis olan bize ağız açtırmadığı yetmezmiş gibi, bilgisi ile de inceden inceye bizi ezdi geçti. Saf salak sorduğum &#8220;Yahu bu bıçaklarımı bileyleyince bir türlü keskinleştiremiyorum. Nedendir?&#8221; sorusuna bıyık altından gülüp, başını da geriye yaslayıp &#8220;Önce bıçağı köreltmemeyi öğrenecen&#8221; diye cevap vermesi zaten bizim bütün gardımızı düşürmüştü. Sonrasında Opinel çakımı da çaktırmadan yerden yere vurdu ve maçı 3-0 galip bitirdi. Elimizde bir bıçak, iki bileyi taşı ve bir domates soyacağı ile güle oynaya çıktık dükkanından. Kulakları çınlasın, sonraki Edirne seyahatimde uğrayacağım yerler arasına girdi bile.</p>
<p>Edirne ile ilgili yazacak çok sey var ama en güzel şey; artık bazı hislerimi anlatmak için &#8220;Edirne&#8221; demem yeterli olacak. &#8220;Yaşadığım zor dünyadan çok uzaklaşmadan hayatı hafife alan insanlarla iç içe olma isteği&#8221; duysam &#8220;Edirne&#8221; diyeceğim. Mimarı, tarihi, külliyesi, ciğeri, rakısı, nehirleri peşinden geliverecek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://berkanozden.com/blog/edirneye-giris/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

