Kaynak Suları İçtim Yine de İyileşemedim

 

Yanı başımda bir piknik tüpü patlasa ancak bu kadar kırmızı ve sıcak olurdum sanırım. Sevgili dostlar, yanıma güneş kremi almadan ve hatta hastalığıma aldırmadan yürüyüşe çıktım. Sabah 5’te başladığım yürüyüş tam 12 saat sonra akşam üzeri 5’te bitti. Herhangi bir inşaat ustasını aratmayacak kadar yandım ve hala öksürüyorum (kaynak suyu boğaza, reflüye iyi gelir diyen yalan söyler haberiniz olsun). Yine de burada hastalık ve yorgunluk tiradı yapmayacağım bilesiniz. Aksine elimdeki bir kaç fotoğrafı paylaşmak istiyorum.

Yürümeye Sakarya’dan başladık, Bolu’da bitirdik. 4 zannediyordum ama 5 yayla geçtik. Biri yapay iki göl gördük. Çiçeklerin, börtü böceğin ve ağaçların tamamen patladığı bu dönemde manyak manzaralarla karşılaştım. Benim gibi bir renk körünün bile farkedeceği güzellikle yeşilin 37 değişik tonunu gördüm (bilemedim… 41 de olabilr). Susuzluktan dilimin damağıma yapıştığı anlarda ise öyle ya da böyle bir kaynak ile karşılaştım.

Kaynakların kimi bir musluk takılıp çeşme haline getirilmiş, kimi de tahtadan bir olukla çıktığı yerden biraz ileriye taşınarak doğal halinde bırakılmıştı. Bunlardan ilki ile kahvaltı yerimiz olan ve kaynağa da adını veren Sultanpınar’da karşılaştım

Pınarın adı rivayete göre buradan su içmiş olan bir sultandan geliyormuş. Rivayet yalan olsa da bundan sonra adı yine Sultanpınar olarak anılabilir. Malum kişilerin padişah olarak isimlendirildiği bir memlekette benden haydi haydi sultan olur. E ben de bu sudan kana kana içtim:

Suyun topraktan çıktığı yere tahtadan iki kanal koyulmuş. Biz içebilelim diye.

Suyun topraktan çıktığı yere tahtadan iki kanal koyulmuş. Biz içebilelim diye.

Daha önce hiç kaynak görmemiş, onun suyundan içmemiş olanlar için söylüyorum. Suyun doğal hali; telefon açarak çağırdığınız mavi tulumlu insanların taşıdığı plastik bidonlar değil. Yer altı sularının toplanması, onların bir punduna getirip yer yüzüne çıkması, onun çıktığı yere dudakları yapıştırıp içmesi gibi şeyler var. Ha o sudan içmiş olanlar ise neden böyle dalga geçtiğimi anlamışlardır bile.

Nihayetinde satın aldığımız şişelerin içerisindeki sular da kaynak suyu. O şişeler de bir şekilde dolduruluyor:

Elle doldurma işlemi bu. Bir de bunu yapan makineler var.

Elle doldurma işlemi bu. Bir de bunu yapan makineler var.

Yaşadığınız şehirde su satın alıp içerken o suyun başka bir yöreden geldiğini, İstanbul’daysanız eğer, marmara bölgesindeki tüm içilebilir su havzalarını sömürdüğümüzü ve yavaş yavaş tükettiğimizi unutmayın. Sularımızı kirletmemek için de en azından bireysel olarak elinizden geleni yapın. Fotoğrafları paylaşacağım dedim ama su konusuna giriverdim. Çok uzatmayayım, daha fazlası için buraya ya da buraya bakın lütfen.

Hava sıcak ve yol uzun olunca her gördüğümüz kaynakta durduk. Bahardan mıdır bilmem hepimizin üzerinde fazladan bir yorgunluk vardı. Molalar vererek ve etrafımızı seyrederek yürüdük. Bu mevsimde doğa tüm tazeliğini, çıtırlığını gözler önüne sermişti. Ben ise süper bir üşengeç olarak geniş açı objektif olmadan sadece bir 100mm ve 50mm objektif ile yola çıkmıştım (buradan sevenlerime duyururum, eli ayağı düzgün görüntü alabilen geniş açı bir objektife ihtiyacım var.). Hal böyle olunca bir çok görüntüyü hafızama kaydettim. Size de bu aşağıdakiler kaldı:

Başaldığımızda güneş henüz doğmamış ama ışıkları gelmeye başlamıştı.

Başaldığımızda güneş henüz doğmamış ama ışıkları gelmeye başlamıştı.

 

Kahvaltı yapacağımız yere ulaştığımızda ise sis hala kalkmamıştı.

Kahvaltı yapacağımız yere ulaştığımızda ise sis hala kalkmamıştı.

Biz yüz yıllık kayın ağaçları arasından yürümeye başladık...

Biz yüz yıllık kayın ağaçları arasından yürümeye başladık...

Ve renkler de yerli yerine oturmaya...

Ve renkler de yerli yerine oturmaya...

Son durak Sülüklü Göl'e ulaştığımızda ise her şey tamamdı. Evet, daha sonra bu fotoğrafın çekildiği yerden göle indik. Bu son inişle 12 saati bitirmiştik. Ben de bitmiştim. Ama ne olrsa olsun değimişti.

Son durak Sülüklü Göl'e ulaştığımızda ise her şey tamamdı. Evet, daha sonra bu fotoğrafın çekildiği yerden göle indik. Bu son inişle 12 saati bitirmiştik. Ben de bitmiştim. Ama ne olrsa olsun değimişti.

Be Sociable, Share!

Bu yazı yoruma kapatılmış.