St.Hilarion Kalesi

Küresel ısınmanın etkisi ile yaşadıkları topraklar çölleşmeye başlayan Araplar nispeten serin yerlere doğru sürmüşler atlarını ve gemilerini. Yıl İsa’nın “bana müsade…” dediği günden kabaca 600 yıl sonrası, tam olarak ise 649.

Olayların geçtiği tarih itibari ile at üzerine binen Arabın o ata nereden bindiği ve günümüzün Kıbrıs’ına gelene kadar nerelerden geçtiğine ilişkin bir takım bilgiler edinmek mümkün. Edinilen bu bilgilere göre, halife Osman döneminde sıcaklardan bunalan Şam valisi, yeni kurulan Arap donanmasına “kalkın gidelim” diyor ve yanına Emevileri de alarak Mağusa’nın Salamis plajından çıkıyor adaya. O zamanlar Bizanslılar Akdeniz’de gemi koşturuyor, yatlar, kotralar gırla gidiyor. Hal böyleyken ada da Bizansın sayfiye yeri oluyor. Araplar ve Emeviler de geldiklerinde işte bu Bizanslılar ile karşılaşıyor ve ufak bir çatışmadan sonra alt ediyorlar. Bu Arapların adaya ilk gelişi olduğu için kalmaya niyetlenmiyor ve bir anlaşma yapıp geldikleri yoldan geri dönüyorlar Suriye civarlarına. Aradan geçen 10 yıl içerisinde yine havaların sıcak olduğu bir gün adanın güzelliklerini hatırlayan, ki en güzel plajdan çıkmış adaya, vali, yine Emevileri peşine takıp düşüyor yola. Yıl 654, gemi sayısı 500, asker sayısı çok.

Araplar ve Emeviler ikinci gelişlerinde adanın yönetimini ele geçiriyorlar. “hacı burası güzelmiş hava da serin, sık sık gelelim” diyorlar. Böyle diyerek devremülk anlayışı içerisinde 7.nci yüzyıldan 10.ncu yüzyıla kadar gelip geliyorlar. Adayı gördüm, görmesem söylemem, hakikaten nefis kumsallar var. O dönemde Arap olsam ben de 300 yıl gelirdim.

Beyler bayanlar, Araplar adayı beğenmekte haklı ve fakat adayı daha önce beğenmiş ve çoktan üzüm bağlarında yetişen üzümlerden yapılan şarabın tadına varmış olan Bizans uşakları durumdan çok hoşnut olmamışlar. Bunlardan bir bölümü toplanıp 3 tane güzelinden kale yapmışlar korunmak için. “Madem yapıyoruz, yüksek yere yapalım” diyerek 3’ünü de adaya hakim tepelerin üzerine yapmışlar. İşte bu yapılan kalelerin bana göre en güzeli St.Hilarion kalesi. Kale, kayalıkların içine ve üzerine inşa edilmiş, zirvesi denizden 732 metre yüksekte. Öyle uygun bir konumda ki, gerek Girne gerek Beşparmak Dağları görüş açısı içerisinde.

St. Hilarion Castle

St. Hilarion Kalesi

St. Hilarion Monastery

Kaleye adını veren manastır.

St. Hilarion's view

Beşparmak Dağları’nın kaleden görünüşü

St. Hilarion Castle's view

Girne’nin ve Akdeniz’in nefes kesen görüntüsü.

Kalenin tarihçesi, başına gelenleri ve o yıllarda Kıbrıs’ta yaşananlar buradan ve buradan okunabilir.

 

Be Sociable, Share!

Bu yazı yoruma kapatılmış.